Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/7885 E. 2012/15209 K. 17.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7885
KARAR NO : 2012/15209
KARAR TARİHİ : 17.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacılar vekili, takip konusu yapılan iki adet senedin haricen davalı …’ya ödendiğine dair belge alındığı halde söz konusu senetlerden doğan alacağın temlikname ile diğer davalı …’a temlik edildiğini, senetlerin icra takiplerine konu edilerek müvekkilleri hakkında senet bedelleri ödendiği halde icra takipleri yapıldığını ileri sürerek söz konusu takiplere dayanak teşkil eden senetler nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, takiplerin iptaline, bu talep uygun görülmediği takdirde 12.640,730 TL.nin 30.10.2001 tarihinden itibaren davalılardan %70 faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı …, müvekkili …’nın iki adet senede bağlı alcağın tahsili için başlattığı icra takibinde müvekkili ve davacı …’nın anlaşmaları üzerine takip dosyasını 31.10.2001 tarihinde işlemden kaldırdığını, davacı-borçlunun takip dosyasındaki tahsil harcını yatırmadığından senedi alamadığını, müvekkili tarafından verilen harici tahsil belgesinde müvekkilinin ve davacı asilin de imzasının da bulunduğunu, bu durumda Mahkemece takibin iptal edilebileceğini, 07.05.2002 tarihinde diğer davalı … ile müvekkili … arasında gerçekleşen alacağın temliki işleminin kendi bilgisi dışında olduğunu, bu işlem nedeniyle vekil olarak bir sorumluluğunun bulunmadığını, icra takip dosyasında vekil olarak en son 31.10.2001 tarihinde işlem yaptığını ileri sürerek takibin iptalini, ancak yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı …, davacı ile anlaştıklarını, bunun üzerine takip dosyasındaki davalı avukatını 31.10.2001 tarihinde ibra ettiğini, ancak davacıyı ibra ettiğini unutarak alacağı diğer borçlu olduğu diğer davalı …’a sehven temlik ettiğini, davalı avukatının temlik işleminden haberdar olmadığını, açılan davada hukuki sorumluluğunun bulunduğunu kabul etmiştir.
Davalı … cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılarak beyanda da bulunmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; davalılardan …’ın senet karşılığı haricen almış olduğu paradan sonra bedelsiz kalan senedi tekrar tahsil amacıyla herhangi bir işlem yapmadığı, hakkında açılan kamu davasından da beraat kararı verildiği, bu nedenle davalı hakkında vekalet sözleşmesine dayalı iş görmeden doğan sonuçlar vekile değil vekil edene ait olacağından vekil davalı Av. … ‘ın vekalet görevinin sınırlarını aşması veya vekalet görevini kötüye kullanması söz konusu olmadığından husumet yöneltilemeyeceği, alacağın temliki hükümlerine göre borçlu, alacaklıya karşı ileri sürebileceği bütün defi ve itirazlarını alacağı temlik alan iyi niyetli olsa dahi üçüncü kişiye karşı da ileri sürebileceği, davacıların icra takip dosyalarına borçlarının kalmadığının anlaşıldığı bu nedenle davacıların icra takip dosyalarına borçlarının bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, ayrıca davalılardan …’nın beyanında kendisine çok borçlu olması nedeniyle ibrayı unutarak borçlu olduğu …’a alacağı temlik ettiğini temliki hata ile yaptığını beyan ettiği bunun aksinin de ispat edilemediği anlaşıldığından davalı … vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Davalı … aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, icra takip dosyalarında davacıların davalılar … ve …’a borçlu olmadıklarının tespitine, davalı … vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle terditli taleplerde asıl talebin kabul edilmesi halinde fer’i talep hakkında hüküm kurulamayacak olmasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.