YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8128
KARAR NO : 2012/14753
KARAR TARİHİ : 10.10.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı takip alacaklısı bankanın dava dışı takip borçluları … A.Ş. –… Ltd. Şti. … ve …’nün müvekkili nezdinde hak ve alacakları olduğu iddiasıyla icra takip dosyası üzerinden tebliğe çıkarılan 1.ve 2. haciz ihbarnamelerinin Tebligat Kanunu’nun 12.ve 13. maddelerine ve Tebligat Tüzüğü’nün 17. ve 18. maddelerine aykırı olarak müvekkili şirketin yetkilisine tebliğ edilmediğini, tebliğ yapılan …’ün şirket çalışanı dahi olmadığını, tebliğ edilen 3. haciz ihbarnamesine süresinde itiraz edildiğini, müvekkilinin takip borçlularına borcunun bulunmadığını, 1. ve 2. haciz ihbarnamelerinin tebliği usulsüz olduğundan süresinde itiraz edilemediğini, ayrıca ihbarnamelerde haciz konulması istenen rakamların farklı olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin İİK’nın 89/3. maddesine uygun olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının genel hükümlere göre yargılaması yapılacak işbu davada haciz ihbarnamelerinin usulsüz olduğuna dair iddialarının dinlenemeyeceğini, takip dosyasında tüm evrakın … adına tebliğ edildiğini ve şirket yetkilisi olarak kendini tanıtmadığı gibi imzadan da imtina etmediğini, davacının borçlu olmadığını ispat etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; takip dosyasında 1. haciz ihbarının evrak almaya yetkili şekilde … imzası ile tebliğ edildiği, 2. Haciz ihbarının ise aynı şahsa “şirket yetkilisi” sıfatıyla tebliğ edildiği, 3. haciz ihbarının ise “şirket yetkilisinin çarşıda olması dolayısıyla işçisi … hesabına imzasına” tebliğ edildiği, …’ün şirket temsilcisi olmadığı gibi sigortalı çalışanı olmadığının da tespit edildiği, ancak her üç haciz ihbarnamesinde de bu kişinin imzasının bulunmasının bu şirkette çalıştığının bir kanıtı olduğu, bu kişi şirket yetkilisi olmadığına göre şirket çalışanı olarak tebligat yapılırken Tebligat Yasası’nın 13.ve Tebligat Tüzüğü’nün 18. maddesine uygun olarak yani tebligatın üzerine şirket yetkilisinin bulunmadığı belirtilmek suretiyle tebligat yapılması gerekirken 1. haciz ihbarnamesinin tebliğinde usul ve yasaya uyulmadığı, şirket yetkilisi sıfatıyla adı geçene yapılan 2. haciz ihbarnamesinin de anılan şahsın şirket yetkilisi olmaması nedeniyle usulüne uygun olmadığı, bu durumda haciz ihbarnamelerinin
geçersiz olduğu gerekçesiyle davacının İİK’nın 89.maddesinden kaynaklanan davalıya bir borcun bulunmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı bankanın takip dosyası borçlularının davacı nezdinde alacağının bulunduğu iddiasıyla davacıya İİK’nın 89. maddesi uyarınca çıkardığı haciz ihbarnameleri nedeniyle davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, usulsüz yapılan tebligatların geçersiz olduğu gerekçesiyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Somut olayda, 1. ve 2. haciz ihbarnameleri, davacı şirkette sekreter olduğu Konya 6. Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki 07.04.2011 tarihli celsedeki savunmasından anlaşılan … imzasına tebliğ edildiği görülmüştür. Bu tebligatların usulsüz olduğundan bahisle İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde şikayet yoluna gidilmediğine göre İİK’nın 89. maddesine dayalı olarak açılan bu davada işin esasına girilerek iddia ve savunma değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece menfi tespit talebi yönünde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.