YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/826
KARAR NO : 2012/11427
KARAR TARİHİ : 09.07.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. …… ile davalı vek. Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında beş yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı süresince geçerli olmak üzere her yıl için 1200 m3 müvekkili şirketten beyaz ürün ve 3 ton madeni yağ almayı taahhüt ettiğini, ancak davalının taahhütlerini yerine getirmediğini, 30.11.2006 tarihinden 08.12.2010 tarihine kadar olan zaman diliminde satış taahhüdüne göre olması gereken 4.330,692,21 TL ürünü almamak suretiyle sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, müvekkili şirketin elde edeceği kardan mahrum kaldığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kar mahrumiyetinden doğacak tutarın 20.000 TL’lik kısmının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 30.11.2006 tarihli “Taahhütname” başlıklı belgede öngörülen alım taahhüdünün müvekkili şirket bağlamayacağını, taahhütnameyi imzalayan …’ın şirketi temsile yetkili kişilerden olmadığını, anılan belgede şirketin kaşesinin bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taahhütnamede davalı şirket adına kaşe bulunmadığı, TTK 322 maddesi hükmüne göre dava dışı …’ın davalı şirket adına taahhütte bulunduğunun kabul edilemeyeceği, 30.11.2006 tarihli taahhütnamenin geçersiz olduğu, taahhütnameye dayanarak davacının kar mahrumiyeti talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 15.12.2006 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalanmış olduğu, bu sözleşme gereğince de bayilik ilişkisinin devam ettiği keza bayilik sözleşmesini davalı şirket adına şirketin kaşesi üzerine …’ın imzalamış olduğu ayrıca düzenlenmiş olan 30.11.2006 tarihli taahhütnamenin de aynı şahıs … tarafından imzalandığı ancak bu taahhütnamede davalı şirketin kaşesinin bulunmadığı dosya içeriği ile sabittir.
Anılan taahhütnamede taraflar arasında yapılmış olan bayilik sözleşmesine atıf yapıldığı, bayilik sözleşmesinde şirketin kaşesinin bulunduğu ve bayilik sözleşmesi ile ticari ilişkinin başlayıp devam ettiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; bayilik sözleşmesini imzalayan kişinin taahhütnamede adının soyadının ve imzanın olmasına rağmen davalı şirketin kaşesinin taahhütnamede, yer almadığı gerekçesiyle bu taahhütnamenin geçersiz olduğunun kabulünde isabet görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece imzalanmış olan bayilik sözleşmesine dayalı olarak ticari ilişkinin devam ettiği, sözleşmeyi ve taahhütnameyi imzalayan kişinin aynı kişi bir başka deyişle … olduğu bayilik sözleşmesinin geçerli bulunduğu kabul edilip taahhütnamenin ise yazılı gerekçelerle geçersiz olduğunun kabulü doğru olmayıp, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 900,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.