Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/8522 E. 2012/14339 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8522
KARAR NO : 2012/14339
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında yapılan ticari alışveriş nedeniyle düzenlenen 28/10/2008 tarihli 260595 seri nolu, 15/11/2008 tarihli 260649 seri nolu ve 15/11/2008 tarihli 260645 seri nolu fatura bedeli alacağının tahsili için davalı aleyhine Adana 11. İcra Müdürlüğü’nün 2009/1134 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, icra takibine davalının itiraz ettiğini, takibin durduğunu bildirerek, davalının itirazının iptalini, takibin devamını, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirket ile davacı arasında dava konusu faturalarla ilgili herhangi bir ticari ilişkinin ve her hangi bir borcun bulunmadığını, dava konusu faturalardan davalı şirketin icra emrini aldığında haberdar olduğunu, faturalara konu olan hizmet ve işleri herhangi bir şekilde almadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 06/05/2011 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre bu tür davalarda davacı taraf takibe konu alacağın dayanağı olan işin yapıldığını/hizmetin verildiğini/malın teslimini kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda davacı taraf faturaya dayanmış olup herhangi bir teslim belgesi sunmamıştır. Fatura tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. Dava konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının anlaşılamadığı bilirkişi raporu ile saptanmıştır. Mahkemece davalı yanın davayı inkar ettiği, mal tesliminin tanık dinlenmesi suretiyle kanıtlanamayacağı ve davacı yanın yemin deliline dayanmadığı göz önünde bulundurularak sonucu dairesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.10.20112 gününde oybirliğiyle karar verildi.