YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8618
KARAR NO : 2012/14331
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili ve …’ın, bir dairenin 100.000 TL bedelle müvekkile satışı konusunda anlaştıklarını, …’ın bu satış işlemi için davalıya vekalet verdiğini, müvekkilinin bankadan 85.000 TL kredi alacağı düşüncesiyle, 02.06.2009 tarihli 15.000 TL bedelli bir senet tanzim ederek davalıya teslim ettiğini, taşınmazın banka lehine ipotek edilmesi şartı ile 100.000 TL kredinin uygun görüldüğünü ve 100.000 TL’nin … hesabına 28.05.2009 tarhinde gönderildiğini, tapuda devir işleminin gerçekleştiğini, ancak senedin iade edilmediğini, davalının bu senedi İst. 14.İcra M.’nün 2009/25921 esas sayılı dosyasında takibe konu ettiğini, takibin kesinleşmesi üzerine müvekkilinin cebri icra tehdidi altında dosya borcu olan toplam 20.500 TL’yi davalıya ödemek zorunda kaldığını belirterek, İstanbul 14.İcra Müdürlüğü’nün 2009/25921 esas sayılı dosyasında takibe konu senet nedeniyle müvekilinin borcunun olmadığının tespitine ve ödenen 20.500 TL’nin ödeme tarihi olan 06.11.2009 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sunduğu protokolde dairenin 165.000 TL bedelle satılacağı hususunun belirtildiğini, dava dışı …’ın davacının eşi …’ye borcunun bulunduğunu, …’ın müvekkiline,…’nin bir borç nedeniyle kendisini tehdit ettiğini söylemesi üzerine, müvekkilinin esasen mülkiyeti kendisinde olan ama tapuda yeğeni … adına kayıtlı olan daireyi protokolde yazılı olduğu şekilde satarak Murat’ın borcunu ödediğini,protokole göre Murat’ın Ömer’e İstanbul 7. İcra müd.’nün 2009/15672 Esas ve İst. 3.İcra Müd.’nün 2008/20368 Esas sayılı dosyasında yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan borç bakiyesinin 50.000 TL olduğunu,bunun da daire satışından mahsup edilerek ödendiğini,geri kalan 100.000 TL için kredi çekildiğini, 15.000 TL’nin de daire satışından 5 gün sonra nakit olarak ödeneceğinin belirtildiğini, davacının 15.000 TL’yi satış günü ödeyememesi üzerine söz konusu bononun düzenlendiğini, bononun vadesinde ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını ve borcun tahsil edildiğini belirterek, davanın reddine, kötüniyetli itiraz eden davacı aleyhine %40’tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davacı vekili, dava konusu protokoldeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmekte ise de, protokoldeki davacı imzası ile davacının vekiline vermiş olduğu imzalar karşılaştırıldığında aynı imza olduğu, yine davacı taraf bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmekte ise de , imza inkarına yönelik açmış olduğu davayı takip etmediği,davalı tarafın imza inkarına yönelik belgeleri araştırırken davacının davasından feragat etmesinin hakkaniyet ve hukuk kuralları ile bağdaşmadığı ,davanın açıldığı tarihten itibaren dosyaya sunulan protokole karşı davacı tarafın süresinde imza itirazında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle dava konusu bonodaki imzaya itirazı geri alan davacının, bu bonodan dolayı borçlu olmadığını usulüne uygun delillerle kanıtlayamamış olmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 04.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.