Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/8932 E. 2012/14913 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8932
KARAR NO : 2012/14913
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu senet üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, sahte olduğunu iddia ederek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın bonoyu ciro yolu ile edinen iyiniyetli 3.kişi olduğunu, dava açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın raporuna göre, takibe konu olan senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığının imzanın basit tersimli olması nedeniyle belirlenemediği, bu durumda senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunu kabul etmenin mümkün bulunmadığı, sahtelik iddiasının herkese karşı ileri sürülebileceği, kötüniyet tazminatının koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu olan bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 5766 sayılı Yasayla değişik 123.maddesindeki harç istisnası yurt dışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olarak uygulanmaktadır. Yeniden yapılandırma ile ilgili 4603 sayılı Yasada öngörülen muafiyetin ise davalı bankanın davacı olduğu davalarda uygulanabileceği anılan yasa hükmü gereğidir. Davalı bankanın somut olayda harçtan muaf olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda mahkemece, davalı bankanın karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.