Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/8946 E. 2013/5436 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8946
KARAR NO : 2013/5436
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkili Necati ile davalının 2007 yılında evlendiklerini, tarafların evlenirken yöre örf ve adetlerine göre 10/08/2007 tarihli mihir senedini tanzim ettiklerini, ancak tarafların bir süre sonra anlaşamadığını ve davalının müşterek ikameti terk ettiğini, aracılar vasıtasıyla eşlerin yeniden birleştiklerini, bu sırada 10/08/2007 tarihli mihir senedinin dava konusu yapılması nedeniyle davalının babasının ısrarı üzerine müvekkilleri tarafından düzenlenen 50.000,00 TL bedelli bononun mihir senedine istinaden verildiğini, eşlerin bu senedin verilmesinden bir süre sonra yeniden anlaşamadıklarını ve davalının müşterek ikameti terk ederek müvekkili Necati’ye boşanma davası açtığını, ayrıca Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/584 E. sayılı dosyası ile 10/08/2007 tarihli mihir senedinden kaynakli dava açtığını, bununla birlikte mihir senedine istinaden ve evlilik birliğinin devamı için verilen bononun da Cihanbeyli İcra Müdürlüğü’nün 2010/644 E. sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, takibe konu bononun kayıtsız şartsız belirli bir borç ikrarını içermediği gibi evlilik birliğinin devamı için tanzim edildiğinden kanuna ve ahlaka da aykırı olduğunu belirterek Cihanbeyli İcra Müdürlüğü’nün 2010/644 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen bono nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ve müvekkili lehine %40’dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bononun veriliş gayesini içerdiği iddia edilen 14/12/2008 tarihli “anlaşma protokolü” başlıklı belge altında müvekkilinin imzası olmadığı gibi dava konusu bononun tanzim tarihinden sonra davacılar tarafından tek taraflı olarak düzenlendiğini, takibe konu bono arkasında yazılı ifadenin tam olarak belli olmadığını, senet arkasına yazılı ifadenin bononun kayıtsız ve şartsız belirli bir borç ikrarını içeren özelliğini ihlal etmediğini, mihir/çeyiz eşya senedine karşılık bono düzenlenmesinin mümkün olduğunu, senedin teminat senedi niteliğinde olmadığını, senet arkasındaki ifadenin senedin çeyiz eşyasına/mihir senedine karşılık olarak düzenlendiğine yönelik bir ibare olduğunu bildirerek davanın reddi ile müvekkili lehine %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre dava konusu bononun taraflar arasında düzenlemiş olan 10/08/2007 tarihli “MİHİR SENEDİ” başlıklı senetten dolayı verildiği, alacaklı …’ın 10/08/2007 tarihli “MİHİR SENEDİ”’ni Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/584 E. sayılı dosyası ile dava konusu yaptığı, davanın halen derdest olduğu, alacaklının kötüniyetli olarak dava konusu bonoyu takibe konu ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların Cihanbeyli İcra Müdürlüğü’nün 2010/644 E. sayılı takip dosyasına konu 15.08.2008 keşide, 01.02.2009 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli bono sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine, davacılar lehine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu senedin “taraflar arasında düzenlemiş olan 10.08.2007 tarihli “MİHİR SENEDİ” başlıklı senetten dolayı” verildiği, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de aynı mahkemenin 2010/584 E. 2012/454 K. sayılı dosyasında taraflar arasında görülen mal rejiminden kaynaklanan eşya alacağı davasında “söz konusu bononun taraflar arasındaki ayrılığı sona erdirerek evlilik birliğini yeniden devam ettirmek için verilme ihtimalinin bulunması ve dosya içerisinde yer alan diğer dava dosyalarının incelemesinden de söz konusu ihtimalin kuvvetle muhtemel olması” gerekçesi yapılmıştır. Anılan bu dosyada verilen kararın temyiz edilmiş olması nedeniyle Yargıtay’da temyiz incelemesi aşamasında bulunduğu dosya içeriği ile sabittir. Aynı mahkemenin değişik iki kararında dava konusu senedin veriliş nedeninin ayrı iki sebebe bağlanmış olması nedeniyle 2010/584 E. 2012/454 K. sayılı dosyanın neticesinin ve kesinleşmesinin beklenilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı lehine takdir edilen 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.