Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/9071 E. 2012/14721 K. 09.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9071
KARAR NO : 2012/14721
KARAR TARİHİ : 09.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davadışı … Ltd.Şti. ile müvekkili banka arasında 01.12.2006 ve 12.02.2007 tarihli kredi sözleşmeleri imzalanarak kredi kullandırıldığını, davalının da 01.12.2006 tarihli sözleşmede müşterek müteselsil kefil olduğunu, kredinin ödenmemesi üzerine ihtarname düzenlenerek hesabın kat edildiğini, borç yine ödenmediğinden Çorum 1. İcra Müdürlüğü’ nün 2009/7009 E. sayılı dosyasından icra takibi yaptıklarını, davalının haksız ve kötüniyetle borca ve imzaya itiraz ettiğini belirterek, itirazın kredi sözleşmesi ile sorumlu olduğu miktar olan 100.000-TL asıl alacak ve bu miktara borçlunun temerrüde düştüğü 26.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek %72 oranında temerrüt faizi açısından iptaline, takibin devamına ve asıl alacak miktarının %40′ ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili aleyhine yapılan takibin dayanağının 01.12.2006 ve 12.02.2007 tarihli kredi sözleşmeleri olduğunu, 12.02.2007 tarihli kredi sözleşmesinde müvekkilinin hiç imzasının bulunmadığını, 01.12.2006 tarihli kredi sözleşmesindeki imzaların ise müvekkilinin eli ürünü olmadığını, kaldı ki 01.12.2006 tarihli kredi sözleşmesine konu kredinin davadışı asıl borçlu tarafından ödenerek kapatıldığını, daha sonra asıl borçlu şirket ile yeni bir kredi sözleşmesi aktedilderek yeniden kredi kullandırıldığını, ilk kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin ödenmesi ile bu sözleşmedeki kefillerin sorumluluğunun sona erdiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, inkar edilen imzanın davalıya ait olduğunun anlaşılamaması nedeniyle davacı davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 09.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.