Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/911 E. 2012/8765 K. 24.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/911
KARAR NO : 2012/8765
KARAR TARİHİ : 24.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı aleyhine kur farkı ve vade farkı alacağının tahsili amacıyla İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün 2009/20676 E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalının haksız olarak kısmen itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında kur farkı konusunda yazılı bir sözleşme olmadığını, ancak 4 yıldır süren ticari ilişki içerisinde davacı tarafça kur farkı faturasının yıl sonunda düzenlendiğini, ancak 2008 yılından bu yana bu uygulamanın aksine yıl sonu beklenmesizin kur farkı faturasının düzenlendiğini, müvekkili tarafından bu faturalara itiraz edildiğini, davacı tarafça yıl sonunda kurda değişiklik olması halinde kendileri tarafından kesilen faturaların ödeneceğinin taahhüt edildiğini, müvekkili tarafından yapılan hesaba göre dava tarihi itibariyle bakiye kur farkı alacağının 792,40 USD olduğunu bildirerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 10.550,15 TL alacaklı olduğunun her iki şirket ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğu, ayrıca en son satış faturasının vade tarihi olan 23.01.2009 tarihi ile çek tahsil tarihi olan 20.06.2009 tarihi arasındaki 148 gün için taraflar arasındaki sipariş formları esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde davacının talep ettiğinden yüksek miktarda vade farkı hesaplanmış olup, davacının talep etmiş olduğu 3.550,00 TL vade farkına ilişkin alacağını da takip tarihi itibari ile davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün 2009/20676 esas sayılı dosyasına itirazının 8.100,15 TL’lik kısmının iptali ile itirazsız kesinleşen kısım olan 6.000 TL ile birlikte takibin 14.100,15 TL üzerinden takip tarihinden itibaren (itiraz edilen kısım için vade farkı alacağından kaynaklı 3.500,00 TL’lik alacağı için takip tarihinden itibaren aylık %3 oranında faiz işletilerek) bakiyesi için de davacı talebini aşmamak üzere avans faizi işletilerek takibin devamına, itirazlı kısım üzerinden fazla istemin reddine, itirazlı kısım üzerinden hükmedilen 3.500,00 TL’lik vade farkı alacağı likit bulunduğundan bu miktar üzerinden hesaplanan 1.400,00 TL %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı taraf, davalı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle oluşan bakiye kur farkı ve vade farkı alacağının tahsilini talep etmiş, davalı taraf ise taraflar arasında 4 yıldır süren ticari ilişkide kur farkı konusunda yazılı bir sözleşme olmadığı, kur farkı faturasının her sene yıl sonunda kesildiğini, ancak 2008 yılında, bu teamüle uyulmayarak yıl sonunda kur farkı faturası kesilmesi gerekirken süresinden önce fatura kesildiği iddia edilmiştir.
Mahkemece yargılama sırasında alınan 18/10/2010 tarihli bilirkişi raporunda takip tarihi olan 02.06.2009 tarihi itibari ile davalının davacı şirkete 10.550,15 TL borçlu olduğu ve tarafların bu bakiye üzerinde mutabık olduğunun görüldüğü, yine takipten sonra hesaba sadece 12.06.2009 tarihinde davacıya ödenmek üzere icra dosyasına yatırılan 6.000 TL davacı borcu olarak kayıt edildiği, bu hesapta başka bir kaydın olmadığı, bu ödeme kaydı sonrasında da davalının davacıya 4.550,15 TL borçlu olduğu tespit edilmiş, davalı vekili tarafından gerekçeleri de gösterilmek suretiyle bu rapora itiraz edilmiştir. Mahkemece aynı bilirkişiden alınan 28/06/2011 tarihli ek raporda ise taraflar arasındaki mal alacak ve borç USD’ye çevrilerek davalı itirazları üzerinde durulmuş ise de söz konusu raporda davalı itirazlarının yeterince karşılanmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş yukarıdaki açıklamalar da gözetilerek tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine imkan verecek nitelikte yeni bir rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar vermektir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.