YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9221
KARAR NO : 2012/15967
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili; davacı …’in maliki olduğu dairenin davalıların murisine 11.500,00TL bedelle satımı,7.200,00 TL’nin peşin alınıp kalan 4.300,00 TL’nin tapuda devir sırasında elden verileceğinin kararlaştırıldığını,paranın yetmemesi nedeni ile davacının daire üzerindeki hacizleri kaldıramadığından tapuyu devredemediğini, aldığı parayı da iade edemediğini, bu kez teminat senedi düzenlenerek … …’e verildiğini,taraflar arasında evin başkasına satılıp paranın …’e iadesi ile bononun iade edileceğinin kararlaştırıldığını, davacının evi başkasına sattığını, aldığı para ile diğer borçlarını ödediğini, ancak elinde para kalmadığından … …’e iade etmesi gereken parayı ödeyemediğini, … …’in bonoyu icra takibine koyduğunu,davalı tarafa bir çok defa ödeme yaptığını, taraflar arasında iki kez protokol yapıldığını, son olarak 09.11.2005 tarihli protokolle borcun 9.045,00-TL olarak sabitlendiğini, bu rakama karşılık protokolde belirtilen senetlerin … vekiline verildiğini, ancak alacaklı vekilinin hacizler yapması ve haciz tehditleri nedeniyle davacının alacaklı vekiline 4.000,00-TL ve 4.500,00-TL bedelli iki adet çek ile 5.000,00-TL nakit para verildiğini, davacının toplamda borcundan fazla parayı ödemesine rağmen icra dosyasındaki takibin devam ettiğini belirterek,müvekkillerinin davalılara borçlarının bulunmadığının ayrıca 4000,00-TL ve 4.500,00-TL bedelli çeklerle ilgili borçlu olmadıklarının tespitine, davalıların fazladan tahsil ettikleri 5.000,00-TL’nin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; muris … …’in davacı …’den bir daire aldığını, parasını ödediğini, ancak …’in dairenin …’e tapu sicil müdürlüğünde devir işlemini yapmadığını, taşınmazı başkasına sattığını, parasını da iade etmediğini, bu nedenle …’in, daire parasına karşılık muris …’e verdiği bonoyu, …’in icra takibine koyduğunu,borçluların taşınmazlarının satışının talep edilmesi üzerine borçluların kısmi ödemeler yaptıklarını, bakiye kısmı ödemeyi taahhüt ettiklerini, ancak tamamı ödenmediğinden alacağın bitmediğini, 9 yıllık süreçte alacağa faiz işlediğini ve icra dosyasına bir çok masraf yapıldığını, bu sırada borçlu yan ile protokol yapılarak senetlerin alındığını, ancak bu senetlerin bir kısmının tahsil edilemeyerek davacıya tutanak ile geri verildiğini, dolayısıyla 09.11.2005 tarihli protokol gereği ödenmesi gereken miktar ödenmediğinden borcun sabitlendiğinden bahsedilemeyeceğini, son aşamada davacı yeğeni ile yapılan anlaşmada borcun 13.500,00-TL olduğu kabul edilerek 5.000,00-TL nakit alınıp kalan kısım için 4.000,00-TL ve 4.500,00-TL bedelli çeklerin alındığını, bunların mukabilinde davacının taşınmazları üzerindeki hacizlerin kaldırıldığını,çeklerin ödenmesi ile borcun tamamen biteceğini, ancak davacının kötü niyetli olarak bu çekleri ödemek yerine iş bu davayı açtığını belirterek,davanın reddine, davacılar aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; dava konusu 11.500,00-TL bedelli, 08.02.2000 tanzim, 30.04.2000 vade tarihli senedin teminat senedi olduğunun sabit olduğu, ancak davacının bononun güvencesinin oluşturan borcun ödenmesi suretiyle güvence işlevi kalmadığına ilişkin iddiasını delillerle kanıtlaması gerektiği, davacının dairenin tapu sicil müdürlüğünde … …’e devredildiğini ispatlaması gerektiği, ancak davacı tarafça 3 nolu dairenin tapu sicil müdürlüğünde …’e devredilmediğinin ve taşınmazın 3 şahsa satıldığının belirtildiği, taşınmaz bedeli olarak alınan paranın da iade edilmediği, teminat şartı yerine getirilmediğinden teminat senedinin ön yüzündeki 11.500,00-TL’lik borcun muaccel hale geldiği, söz konusu senedin dayanak yapıldığı icra takibinin kesinleştiği, İİK.nun 170/a-2. maddesine göre takibin iptali davasının icra hukuk mahkemesinde süresinde açılması gerektiği, davacı tarafın takibin kesinleşmesinden 9 yıl geçtikten sonra bu davayı açarak bu senede dayanılarak kambiyo takibi yapılamayacağı iddiasında bulunduğu, bu iddianın süresinde yapılmadığından reddine karar verildiği,yine takip ve faizin niteliğinin kesinleşmesi nedeniyle davacı tarafça 2009 yılında bu davayı açarak faiz oranının yüksek olduğunun iddia edilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı, tarafların 2005 yılında yaptıkları protokolde borcun 9.045,00-TL olarak kabul edildiği, protokolde belirtilen senetlerin bir kısmının bedelleri ödenmediğinden borcun kapanmadığı, böylelikle protokol şartlarının yerine getirilmemesi nedeni ile protokolün geçersiz hale geldiği, davanın açıldığı 13.03.2009 tarihinde davacı borçluların bu icra dosyasında davalı alacaklılara 35.485,68-TL borçlarının daha olduğu, bu davanın açılmasından önce davacı borçlular ile alacaklı vekilleri arasında yapılan anlaşmada borcun 13.500,00-TL olarak ödenmesi halinde borcun kapanacağı kararlaştırılarak borçlu taraftan 5.000,00-TL nakit ve toplam 8.500,00-TL bedelli iki adet çek alındığı, davalı vekili kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuşsa da; icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davanın ve davalılar vekilinin tazminat talebinin reddine karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.