Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/9652 E. 2012/15943 K. 05.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9652
KARAR NO : 2012/15943
KARAR TARİHİ : 05.11.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalılar … ve …’in müvekkili hataya düşürmesi nedeniyle müvekkilin konut kredisine kefil olduğunu zannederek dava konusu ticari kredi sözleşmesinin limitinin artırılmasına ilişkin 08.08.2005 tarihli limit artırım sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını, 01.03.2002 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinde müvekkilin imzasının bulunmadığı gibi, 30.07.2002, 31.10.2007, 15.10.2008 ve 27.02.2009 tarihli limit artırımlarında da müvekkil imzasının bulunmadığını, davalı bankanın müvekkil hakkına İzmir 16. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4517 sayılı takip dosyasında icra takibi yaptığını, asıl sözleşmede borçlu ya da kefil sıfatıyla yer almayan müvekkilin kefil olarak borçtan sorumlu olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek, davalılar tarafından iradesi fesada uğratılan müvekkilin 08.08.2005 tarihli limit artırımına ilişkin sözleşmeye attığı imzanın ve sözleşmenin müvekkil yönünden geçersizliğine ve takip konusu alacak nedeniyle müvekkilin davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili, davacının iddiasının hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını, davacının genel kredi sözleşmesini 121.000,00 TL bedel üzerinden 08.08.2005 tarihinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu hususun imzaladığı metinde yazılı olduğunu,davacının hata ve hile sonucu iradesinin sakatlandığı yönündeki iddialarının gerçeğe aykırı, haksız ve kötü niyetli iddialar olduğunu, MK.’nun 2. maddesi uyarınca dinlenemeyeceğini, atılan imzanın hukuki sonuçlarından davacının sorumlu olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve … vekili, davalı bankadan kullanılan kredinin konut kredisi olarak talep edildiğini belirtmiş, ilave olarak da bankadan kredinin bu amaçla talep edilip kullanıldığını, kredinin kime ödendiğinin, krediyi bankadan alan kişiden satın alınan taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının celbi ile faiz oranlarının celbini talep etmiş, başkaca delil ve belge vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davacının iddiasını tanık anlatımları ile kanıtlamak istediği, davalı banka vekilinin tanık dinletilmesine karşı çıktığı ve bu nedenle 29.11.2011 günlü duruşmada davanın açılış şekli ile iddianın ileri sürülüş biçimine göre tanıkların hangi konuda dinletileceğine ilişkin davacı tarafından yapılan açıklamalar da göz önüne alınarak tanık dinletilme talebinin reddedildiği, davacının davalılardan …in babası, …’in ise kayınpederi olduğu, bu denli yakın akrabalık ilişkisi içinde oldukları, bu nedenle davacının kendisinin yanıltıldığına yönelik iddialarının samimiyetten uzak olduğu, davalıların hangi amaçla kredi aldıklarını bildiğinin kabul edildiği, bu nedenlerle davacının iddiasının kesin, inandırıcı somut delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.