YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9728
KARAR NO : 2012/15039
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili hakkında Silifke İcra Müdürlüğü’nün 2009/4094 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe konu senetteki imzaların müvekkiline ait olmadığını, ayrıca davalı- alacaklı ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişkinin olmadığını, müvekkilinin davalıyı tanımadığını belirterek davalarının kabulü ile takibe konu senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığının tespitine, senetlerdeki alacak kaydının malen olması nedeniyle davalı- alacaklı ile ticari bir ilişkilerinin olmaması ve senede karşılık herhangi bir mal almadıklarından borçlu olmadıklarına karar verilmesini, %40 dan aşağı olmamak üzere lehlerine tazminata karar verilmesini, dava ve talep etmiştir
Davalı vekili; öncelikle hak düşürücü süre aşıldığından ve itiraz merciinin İcra Hukuk Mahkemeleri olmasından dolayı itirazlarının usul yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esas yönünden reddi ile, %40 haksız inkar tazminatı ve %10 haksız imza itirazına ilişkin tazminata, karar verilmesini talep etmiştir
Mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 10.02.2012 tarihli raporundan, gerek inceleme konusu senetlerdeki imzaların gerekse mukayese imzaların basit tersimli, polimorf, önemli tanı ve yazı unsuru içermeyen imzalar olmaları nedeniyle birbirleriyle karşılaştırılmalarında aynı el ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde bir tespite gidilemediğinin anlaşıldığı,bu durumda yasada öngörülen (inkar edilen imzaların borçluya ait olduğunun anlaşılması) koşulunun gerçekleşmediğini senetlerde yer alan imzaların davacı-borçluya ait olduğunu ispat külfetinin senetler elinde olup takibe başlayan ve imzaların davacı-borçluya ait olduğunu iddia eden davalı-alacaklıya ait olduğu davalı-alacaklının imzaların davacı-borçluya ait olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olması gerekir. Davalı takibinde haksız ise de somut olayın özelliğine göre kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden aleyhine tazminata hükmedilmesi isabetsiz ise de yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (2) nolu bendinin hükümden çıkarılarak hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.