YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9735
KARAR NO : 2012/19013
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince her ne kadar duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de tebligat gideri verilmediğinden bu istemin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalı … Ltd.Şti tarafından davacı aleyhine … 4.İcra Müdürlüğü’nün 2008/98 E. sayılı dosyasıyla senede dayalı alacak için kambiyo takibi yapıldığını, takip dayanağı bonoda davacının borçlu, davalı … Ltd. Şti.’nin alacaklı olduğunu, senedin … Ltd. Şti. tarafından ciro edilerek davalı … Ltd. Şti.’ye verildiğini, bu senet alacağı için iki ayrı icra takibi ve bir adet borca mahsup işlemi bulunduğunu, zira … 4.İcra Müdürlüğünün 2008/98 E sayılı dosyasında takip alacaklısı olan şirketin, alacağını davalı …’e temlik ettiğini, ancak asıl temlik alanın davalı … Ltd. Şti.’nin ortağı ve müdürü ve aynı zamanda davalı …’ün babası olan dava dışı … olduğunu,…’ün davalı … Ltd. Şti. aleyhine temlik alacaklarının tahsili için … 11.İcra Müdürlüğü’nün 2010/5814 E sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bu icra takibinde gösterilen alacak kalemlerinden birinin de dava konusu senedin bedeli ile eş bedelde bir fatura olduğunu, yani davaya konu temlik alacaklısının aslında … olduğunu, …’ ün şirket kayıtlarına da kendi adına alacak tahakkuk ettirerek şirketi kendisine borçlandırdığını, dolayısıyla …’ün aynı alacağa dayanarak mükerrer takip yaptığını, davacının da ortağı olduğu şirketin paralarıyla borç ödenmesi gerekirken o paralarla dosya borcu temlik alınmak suretiyle davacının üç kere borçlu hale sokulduğunu, ayrıca dava konusu bono üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını belirterek davacının icra takibine konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; hak düşürücü süre ve dava zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının icra takibinde her aşamada kötü niyetli davrandığını, davacının bugüne kadar imzaya itiraz etmeyip bu aşamada itiraz etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayrıca davacının alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiği iddiasını müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini çünkü müvekkilinin … Ltd.Şirketinin ortağı veya hissedarı olmadığını, davacının eğer … 11.İcra müdürlüğünün 2010/5814 E sayılı dosyasına itirazı varsa bunu … Mahkemelerinde ileri sürmesi gerektiğini, müvekkilinin o takipte taraf olmadığını, davacının ortağı olduğu şirketle ilgili ortaklar arasında ihtilaflar varsa bunu müvekkili dışında halletmeleri gerektiğini belirterek davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Ltd.Şti vekili dosyaya vekaletnamesini sunmuş, duruşmada davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı … Ltd. Şti. adına usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunulmamış ve duruşmalara katılan olmamıştır.
Mahkemece toplanan delillere göre; bilirkişi raporu ile takibe konu bono üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacının rapora itirazlarının haklı olmadığı, ayrıca davacının senet lehdarı şirketin ortağı olmasının, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiği anlamına gelmeyeceği, temlik alacaklısının, … Ltd. Şti.’nin yetkilisinin oğlu olmasının da tek başına alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiği anlamına gelmeyeceği, dava dışı …’ün dava konusu alacağı temlik aldığının kanıtlanamadığı, böyle bir temlik gerçekleşmiş olsa bile, alacağı temlik alanın … Ltd. Şirketi değil onun ortağı olan kişi olduğunu, eğer … 11.İcra Müdürlüğünün 2010/5814 E. sayılı takibi mükerrer bir takip ise, o takibe karşı yasal başvuru yollarının kullanılması gerektiği, davacının senet borcunun ödendiğine dair bir savunması da olmadığı, şirketin diğer ortaklarının davacı ortağa karşı zararlandırıcı işlemleri varsa, bunu ortakların kendi aralarında halletmeleri gerektiği, davacının iddiasını ispat edemediği, bunun yanında İİK’nın 72.maddesi gereğince icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmuş olması nedeniyle davacının alacağına kavuşmasının engellendiği gerekçesiyle davanın reddine, davacı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı tedbir talebinde bulunmuş, Mahkemece 26.01.2011 tarihinde 1086 sayılı HUMK’un 317.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. 1086 sayılı HUMK’un 317.maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde takip kendiliğinden durur. Mahkemece tedbirin İİK 72.maddesi gereğince verildiği belirtilmişse de takip 1086 sayılı HUMK’un 317.maddesi gereğince durduğundan davacı tazminatla sorumlu tutulamaz. Açıklanan bu yönler gözetilmeden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.