YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9824
KARAR NO : 2012/18300
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalı tarafından aleyhine 30.000,00 TL bedelli 1 adet bonoya dayalı icra takibi yapıldığı, takibe itiraz edildiği, bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı , taklit imza kullanıldığı, dar yetkili mercide imzaya itiraz davasının incelendiği ve alınan bilirkişi raporunda bonodaki imzanın kendisine ait olarak tespit edildiği , ancak bu bononun taraflar arasında imzalanan bir anlaşmaya dayandığı iddia edilmiş ise de, bu anlaşmanın dahi imza taklidi yoluyla oluşturulduğu ve imzanın kendisine ait olmadığı, kendisinin ….. ile … ortaklığı yaparken … un yasal olmayan işlemleri sonucunda şirketin ve kendilerinin zor durumda kaldıkları ,…’la olan ortaklığa son verdikleri, bu ilişkinin sonlanma sebeplerinden birisinin de imzası taklit edilen senetlerle ve anlaşmalarla borçlandırılması olduğu , bu konuda Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulundukları ve soruşturma dosyalarının devam ettiği belirtilmek suretiyle bu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine % 40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının dava konusu senetteki imzasının kendisine ait olmadığı iddiasıyla icra hukuk mahkemesinde açtığı davada yapılan bilirkişi incelemelerinde imzanın eli ürünü olduğunun ortaya çıktığı, davanın bu sebeple reddedildiği , davacının senet imza tarihinde sonra imzasını değiştirerek hukuku yanıltmaya çalıştığı, iddiası böyle iken ardından senedin dayandığı anlaşmanın sahte olduğu iddiasını ileri sürdüğü, beyanlarının kendi içinde sürekli çeliştiği, bahsettiği suç duyurularının kendisi tarafından yaratılan suç tasnii mahiyetinde olup eski ortaklarla aralarındaki anlaşmazlığı bu davaya dayanak kılmaya çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece;takibe dayanak bononun şekil şartlarını tam olarak taşıdığı ve borçlusunun davacı gözüktüğü, adli tıp uzmanı tarafından yapılan incelemede imzanın davacı eli ürünü olduğu, tespit edilmekle beraber 25/09/2009 tarihli, davacının iddiasına bilahare dayanak yaptığı anlaşmadaki imzanın da inkar edilmesi sebebiyle alınan imza örnekleri ve toplanan tatbike medar imzalarla birlikte dava konusu senetteki ve anlaşmadaki imzanın davacı eli ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp İhtisas Daire Başkanlığı’nca düzenlenen raporda , gerek senette gerekse anlaşma belgesinde …’e atfen atılan imzaların davacı eli ürünü olduğu tespit edilmekle davanın reddine,davada borçlu talebi ile alınan ve infazı yapılan tedbir kararı nedeni ile ayrıca talep koşulu aranmadığından alacaklı lehine İİK 72/4 maddesi uyarınca % 40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.