YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12571
KARAR NO : 2013/19693
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki taahhütnameye aykırı davrandığını, yükümlendiği mal alımını gerçekleştirmediğini, müvekkilinin kar kaybı bulunduğunu belirterek şimdilik 20.000 USD.nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini 170.000 USD.olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin halen devam ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle davacının sözleşme fesih edilmese dahi davalıdan uğradığı kar mahrumiyetini cezai şart kapsamında talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 106.073.72 TL.nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı …. A.Ş. vekili dava dilekçesinde, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki “Re’sen Taahhütname” ile davalının “…bayilik sözleşmesi akit tarihinden itibaren piyasa satışı olarak yılda 2900 m3 beyaz ürün satmayı, satış taahhüdünden eksik sattığı beher m3 beyaz ürün ve madeni yağ için … Petrol ve Tic. A.Ş.’nin maruz kaldığı kar kaybı tutarını … Petrol ve Tic. A.Ş.’ne şart-ı ceza olarak ödeyeceğini” kabul ve taahhüt ettiğini, bayilik sözleşmesinin ceza-i şartı düzenleyen 26. maddesinde “Bayinin bu sözleşme hükümlerine veya bu sözleşmeye ek olarak imzalanmış diğer sözleşme ve taahhütname hükümlerine aykırı davranışı sebebiyle sözleşmenin şirket tarafından feshi halinde veya bayinin şirketin rıza ve muvafakatini almaksızın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi ve/veya başka bir dağıtım şirketinin bayiliğini doğrudan veya dolaylı olarak alması halinde bayi, şirketle aralarında kararlaştırılacak ve re’sen taahhütnameye bağlanacak olan cezai şartı ihtarname keşidesine ve mahkeme kararı alınmasına gerek kalmaksızın şirkete ödeyeceğini beyan kabul ve taahhüt eder” denildiğini, sözleşmenin 27. maddesinin c bendinde “bayiden uyulmayan her husus için iş bu sözleşmede belirlenen esaslara göre cezai şart talep eder”, f bendinde ise “…fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri miktarlarını fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu şirketin uğradığı tüm zarar ve ziyanın, bu meyanda fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher m3 beyaz ürün için, motorindeki şirket karı esas alınmak suretiyle belirlenecek toplam şirket zarar ve ziyan tutarlarını hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin şirketin ilk talebinde derhal nakden ve def’aten öder” denildiğini belirterek 19.03.2003-19.03.2007 yılları arası döneme ilişkin davalının eksik çektiği ürün ve dağıtıcı şirket kar payları değerlendirmesi sonucu kar kaybı talep etmiştir.
Yukarıdaki anlatımdan anlaşılacağı üzere talep açık olup kar mahrumiyeti istemine ilişkindir. Davacı vekili vermiş olduğu temyiz dilekçesinin 2. sayfasının 2. paragrafında da dava konusu taleplerinin cezai şart alacağı olmayıp davalı yanın satış eksikliği nedeniyle mahrum kalınan kar kaybının tahsili olduğunu bildirmiştir.
Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi 19.03.2003 tarihli olup, sözleşmenin 24. maddesinde 11.03.2018 tarihine kadar geçerli olduğu hükme bağlanmış, iş bu dava ise sözleşmenin devamı sırasında açılmıştır.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasında akdedilen 19.03.2003 tarihli sözleşme, aynı tarihli re’sen taahhütname, dava dilekçesi, yargılama sırasında sözleşmenin 18.09.2010 tarihinde feshedildiği, kar mahrumiyetinin sözleşmenin devamı sırasında talep edilip edilemeyeceği üzerinde yeterince durulup bir karar verilmesi gerekirken talep gözetilmeden cezai şart talebi varmışcasına yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.