Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/1346 E. 2013/6230 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1346
KARAR NO : 2013/6230
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, alacak davasıdır.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre yapılan fazla ödemenin 2.386,92 TL olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 6.184,27 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bu paranın 2.386,92 TL’sine temerrüt tarihi olan 02.01.2006’dan itibaren değişken oranlı avans faizi, 3.797,35 TL’sine yine temerrüt tarihi olan 02.01.2006’dan itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda, iki farklı yöntemle alacak hesabı yapılmış olup, bu hesaplamalardan hiçbirine üstünlük tanınmaksızın, bu iki yöntemden hangisinin hakkaniyete uygun bir yöntem olduğu konusunda takdirin mahkemeye bırakıldığı belirtilmiştir.
Anayasa’nın 141/3. ve HMK’nun 297. maddesine göre mahkeme kararlarının gerekçe ihtiva etmesi zorunludur. Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır. Bu itibarla mahkemenin iddia ve savunmayı teker teker inceleyip, gerekçesini de göstererek sonuca varması gerekir.
Ne var ki, mahkemece gerekçeli kararda hangi yönteme itibar edildiğine, hangi maddi vakıanın hangi hukuki sebeple davacıyı ya da davalıyı haklı gösterdiğine karar yerinde temas edilmediğinden hükmün gerekçeli olduğunun kabulü mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, kararın son paragrafında “yapılan fazla ödemenin 2.386,92 TL olduğu kabul edilmiş ve bu ihtarın yine bilirkişi raporunda belirlenen KDV ve faizi ile birlikte tahsiline, temerrüdün 02.01.2006 yılında gerçekleştiğinin kabulüne, davanın kısmen kabulüne karar verilerek….” denilerek, kabul edilen miktarın 2.386,92 TL olduğu şeklinde açıklama yapılmış olmasına rağmen 1. bentte “davanın kısmen kabulü ile 6.184,27 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” denilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılmış olması isabetsiz olduğu gibi; hüküm kısmının 1. bendinin son cümlesinde 02.01.2006’dan itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilen 3.797,35 TL’nin bilirkişi raporunda esasında asıl alacak kalemi olarak belirtilen 2.386,92 TL’nin faizi ve KDV’si toplamı (3.367,71 TL + 429.64 TL) olduğu gözetilmeksizin, anılan miktara 02.01.2006 tarihinden itibaren mürekkep faiz işletilmesine neden olacak şekilde yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi de isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.