YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15811
KARAR NO : 2013/19974
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
MAHKEMESİ : … 34. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan … vekilince ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı asıl borçlu şirket ile müvekkili banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi bağıtlandığını, davalı borçluların da bu sözleşmeyi müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, davalı asıl borçluya kredi verilip kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmesi yönünde keşide ettikleri ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine tahsili için giriştikleri icra takibine kefil davalıların itiraz ettiklerini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, akdi ilişkinin kabullerinde bulunduğunu, müvekkilinin krediyi kullanan dava dışı şirket ortaklığından ayrıldığını, alacaklı bankaya ihtarname keşide ederek kefillikten vazgeçtiği hususunun davacı bankaya bildirdiğini, anılan ihtarname 16/07/2007 tarihinde davacı bankaya tebliğ olunmasına karşın, alacaklı bankanın kefillikten vazgeçmeye yönelik müvekkili iradesini görmezden geldiğini, dava dışı şirkete kredi kullandırmaya devam ettiğini, gayrinakti alacak kalemi yönünden ise rizikonun gerçekleşmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı …’a davetiye tebliğine karşın yazılı cevap vermemiş duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, kefilin kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olabileceği kuralını gözeten son bilirkişi raporu içeriğine göre davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, depo talebi yönünden yapılan inceleme sonucunda da, tarafların kabulünde bulunan sözleşmenin 35. maddesine göre davalı kefillerin bu yönde sorumluluklarının bulunduğu, ibraz edilmemiş 2 adet çek yaprağı için depo kararı oluşturulduğu, teminat mektubu bedeli deposu talebi yönünden de, tarafların karşılıklı kabullerine göre bu kapsamda davanın konusunun kalmadığı, haksız çıkılan meblağ üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmolunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıların … 13. İcra Müdürlüğü 2009/9967 esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazlarının 45.101,34 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, 38.269,69 TL asıl alacağa takipten itibaren % 126 oranında temerrüt faizi ile bu faizin % 5′ i oranında gider vergisi uygulanmasına, İİK 67/2 maddesine göre belirlenen 18.040,53 TL icra inkar ödencesinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil olunup davacıya verilmesine, gayrinakti alacak istemi kalemlerinden, teminat mektubu bedeli depo talebinin konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, çek garanti tutarı depo talebi yönündeki istemin kısmen kabulü ile, 940,00 TL çek bedelinin davacı bankaca açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiş olup, mahkeme kararı süresi içinde davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297/2 (HUMK m. 388) maddesine göre; “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”
Somut olayda; yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde hükmedilen toplam miktar olarak 45.101,34 TL gösterilmiş, ancak bu miktarın içinde takip talebinde ayrı belirtilen alacak kalemlerinden hangilerinin olduğu açıklanmamış, cümlenin devamında asıl alacak miktarı yazılmış olmakla birlikte, toplam miktar ile birlikte asıl alacak miktarı olarak gösterilen değer arasındaki farkın hangi fer’i alacaklardan ibaret olduğu gösterilmemiştir. Bu hali ile kurulan hüküm infazda tereddüt yaratacağından HMK’nın 297’nci maddesi hükmüne aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı … vekili ile davalı …’in sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.