YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/230
KARAR NO : 2013/5809
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit – tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmasız davacı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı şirket yetkilisi … ile vek. Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan temsilci ve avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten dosya tetkikinden davacı vekilinin temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili arasındaki bayilik sözleşmesine istinaden davalı tarafından müvekkiline plastik ve silikonlu duvar boyası ve yağlı boya teslim edildiğini, karşılığında müvekkili tarafından çekler ve senetler verildiğini, bayilik sözleşmesine istinaden 150.000 TL bedelli boş teminat senedi verildiğini, daha sonra gönderilen ticari malın “ayıplı” çıktığını, ayıplı malların bir kısmının halen müvekkili nezdinde bulunduğunu, bir kısmının ise müvekkilinin pazarladığı 3. kişiler tarafından iade edildiğini, bir kısmının ise iadesinin masraflı olması nedeniyle iade dahi edilmediğini, ancak müvekkilince bedellerinin iade edildiği, bozuk ayıplı mallar davalıya iade edilmesi hususunda girişimde bulunulmasına rağmen davalı tarafından ayıplı malların iade alınmadığını belirterek bedelsiz kalan senetlerin ve teminat senedinin iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sözleşme gereği istihdam edilen işçinin her türlü masrafları ve pazarlama masrafları için 50.000 TL, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000 TL mahrum kalınan karın sözleşme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 31/01/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile pazarlama gideri, masraf, yolluk ve her türlü giderlerdeki taleplerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bu taleplerini 63.800 TL artırılarak 113.800 TL olarak ıslah ettiğini belirtmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarda Ankara mahkemelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi gereğince davacı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen malların müvekkili şirket tarafından iade edilmesi için girişimlerde bulunulmasına karşın davacı tarafın malları iade etmeyerek dava açtığını, taraflar arasındaki sözleşme gereği ayıplı malların müvekkiline iadesi neticesinde yapılacak tespitte malların ayıplı olmasının anlaşılması halinde yerine yeni malların verilebileceğini dolayasıyla davacının bir zarara uğramayacağını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; davacının elinde bulunan boyaların bozuk olduğu ve bozuk boya miktarının 78.724,46 TL olarak tespit edildiği, bozuk boyaların sözleşmenin feshi ile iadesinin gerektiği ve sözleşme gereğince mal bedeli olarak verilen 140.000 TL’lik senetlerden dolayı bu miktarda davacının borçlu olmadığı, B.K.nun 105 ve devamı maddeleri gereğince davacının taraflar arasındaki sözleşmenin feshini istemesi halinde müspet zararı talep edemeyeceği, BK’nun 43. maddesi gereğince davacının menfi zararının hakim
tarafından tayin edilmesi gerektiği, 20/11/2008 tarihli ek protokol sözleşmesinde belirtilen 150.000 TL’lik senedin sözleşmenin feshi ile geçersiz olduğu gerekçesiyle davacının müspet zarara ilişkin tazminat talebinin reddine, davacının menfi zarara ilişkin davasının kısmen kabulü ile 8.000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 150.000 TLlik teminat senedi nedeniyle davalıya bir borcu olmadığının tespitine, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ile davacının elindeki 78.724,46 TL bedelli bozuk boyaların davalıya iadesine, davacının davalıya verdiği 140.000 TL bedelli senet yönünden bozuk boya bedeli olan 78.724,46 TL yönünden davalıya borcu olmadığının tespitine, davacının fazlaya dair talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK 434/3 maddesi gereğince çıkarılan muhtırada tamamlanması gereken 40,00 TL posta gideri ve 3.496,95 TL eksik temyiz harcı şeklinde gösterilen eksikliği süresinden sonra tamamlamış olduğu anlaşıldığından hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına ve temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı lehine takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.