YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2442
KARAR NO : 2013/5333
KARAR TARİHİ : 27.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı tarafından davalı aleyhine konsinye satış ilişkisinden doğan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali davası sonucunda verilen davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, davalının aleyhindeki icra takibinin 513,50 TL asıl alacak, 7,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 520,50 TL’lik bölümüne yönelik itirazının iptali ile bu kısım yönünden takibin devamına, icra inkar ve kötüniyet tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında özetle; “Taraflar arasındaki uyuşmazlığın satış ilişkisinden kaynaklandığı davacının davalıya konsinye satış şeklinde hediyelik eşya ve tekstil ürünü teslim ettiğini ancak davalının mal bedellerini ödemediği gibi malları da iade etmediğini iddia ettiği, davalının, 11.11.2008 tarihli duruşma tutanağına geçirilen ifadesinde, davacıdan 2005 yılında konsinye olarak hediyelik eşyalar aldığını ancak daha sonra bunları davacıya iade ettiğini, 2007 yılında ise davacının tekstil ürünlerini kendisine getirip bıraktığını fakat bu ürünlerin modası geçmiş ürünler olması nedeniyle satılmadığını söyleyince davacının gelerek mallarını toplayıp götürdüğünü beyan ettiği, bu durum karşısında somut olay bakımından ispat külfetinin davalı tarafta olduğu, davalının savunmasını yazılı delille kanıtlaması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ancak bozmadan sonra yapılan yargılamada delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmüştür. Zira, davalı tarafça imzalanan ve imzası inkar edilmeyen dosyaya bir fotokopisi sunulmuş olan 19.10.2007 tarihli belgede davalının değişik tarihlerde 1.500 TL ve 500 TL olmak üzere 2.000 TL borcu kabul ve ödeme beyanında bulunduğu görülmüştür. Bu belge mahkemenin hükme esas aldığı 17.10.2007 tarihli belgeden sonra düzenlenmiştir. Mahkemece davalının bu yöndeki borcu kabul ve ödeme beyanı gözetilmeden bozmadan önceki bilirkişi raporunda da sözü edilen ve 23.08.2007 tarihli sevk irsaliyesi arkasına dökümü yazılı hesap durumunu içeren 17.10.2007 tarihli belgeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.