YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2579
KARAR NO : 2013/5343
KARAR TARİHİ : 27.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalının faturadan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan takipte yetkiye ve borca itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkiline mal teslimi yapılmadığını, Kocaeli Mahkemelerinin yetkili olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalı vekilinin takibe itiraz dilekçesinde borç ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiği, davalının akdi ilişkiyi inkar ettiği, fatura düzenlenmesinin akdi ilişkinin ve alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, HMK’nun 6. maddesi uyarınca yetkili icra dairesinin davalı şirketin merkezinin bulunduğu İzmit/Kocaeli icra daireleri olduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı, dava koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 27.03.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dava; faturaya dayalı takibe itiraz edilmesi üzerine açılmış olan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı süresi içerisinde ilgili icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalının akdi ilişkiyi inkar ettiğinden bahisle ortada bir sözleşme ilişkisinden bahsedilemeyeceğinden genel yetki kuralınca takibin davalının ikametgahı icra dairesinde yapılması gerektiğinden icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı takibe dayanak olarak bir adet fatura ibraz etmiştir. Davalı ise aralarında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını faturanın tek başına akdi ilişkiyi ispatlayamaya yetmeyeceğini teslim olgusunun ispat edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Bu durumda eldeki verilerle taraflar arasında akdi ilişkinin varlığına dair bir sonuca ulaşılamayacağı gibi, tam tersi bir sonuca; yani, ilişkinin bulunmadığını söylemek de mümkün değildir. Bunun doğal sonucu olarak; sözleşme ilişkisinin varlığı; yargılamanın ileriki safhalarında tespit edilebilecek bir olgu haline gelmiştir.
Mahkemenin erken aşamada davalının inkarını da nazara alarak “yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar vermesi” halinde; dosyanın gönderileceği mahkemede yapılacak yargılama neticesinde akdi ilişkinin varlığı ispat edilebilir. Bu halde, dosyanın yeniden ilk mahkemeye gönderilmesi söz konusu olamayacağından-ortada telafisi mümkün olmayacak-usulü sakıncalar doğacaktır.
Hal böyle olunca; öncelikle, davacının iddiasının sözleşme ilişkisine dayandığı nazara alınarak bu çerçevede taraf delilleri incelenip değerlendirilmek suretiyle, akdi ilişkinin ispatlanamaması durumunda yetkisizlik kararı verilmesi daha da isabetli olacaktır.
Yetki itirazıyla karşılaşan mahkemenin, başlangıçta iddia edilen hukuki ilişki çerçevesinde davalının yetkiye dair itirazının reddetmesi mevcut veriler doğrultusunda varılan bir kanaate tekabül eder. Neticede akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde ara kararı niteliğindeki bu karardan her zaman için dönülüp yetkisizliğe dair karar verilmesi mümkün olduğundan ortada bir hak kaybından söz edilemeyecektir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıya ispat hakkı tanınmadan erken aşamada verilmiş olan “yetkisizlik nedeniyle davanın reddine” dair yerel mahkeme karanının bozulması gerektiği düşüncesiyle, hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.