Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/2760 E. 2013/7021 K. 17.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2760
KARAR NO : 2013/7021
KARAR TARİHİ : 17.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusu kalmayan bir dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili tarafından davalıya satılan mal bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine girişilen ilamsız icra takibine itiraz edilmesi sebebiyle duran icra takibinin devamı için açılan itirazın iptali davasının yargılaması sonucunda mahkemece davalının satılan mallara ilişkin ayıp savunmasında bulunmuş ise de süresinde ayıp ihbarında bulunmadığından kaydi defterinde kayıtlı olan faturalardan dolayı sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda konusu kalmayan dava hakkında esasa dair karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak tesis edilen yeni hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında özetle; “hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu yetersiz olduğundan davalının itirazları da gözetilerek her iki tarafın defter ve belgeleri üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp alınacak raporun diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine” değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira, davacı vekili 01.11.2012 tarihli duruşmadaki beyanında, bozmadan önceki hükümden sonra tehiri icra kararı alınmadığından önceki kararı infaza koyup hükmedilen alacağı icra kanalı ile tahsil ettiklerini ve bu nedenle davanın konusuz kaldığını ileri sürmüş, davalı vekili ise aynı günlü oturumda sözü edilen ödemenin mahkeme kararı üzerine ve cebri icra tehdidi altında yapıldığını, yerel mahkemenin önceki kararı Yargıtay’ca bozulduğundan yapılan ödemenin yasal dayanağının kalmadığını, bu durumda borç bulunup bulunmadığı yönünden bozma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir karar verilmesi gerektiğini, haklı çıktıkları takdirde ödenen paranın iadesi sonucunun doğacağını, tüm bu nedenlerle somut olay bakımından davanın konusuz kaldığının söylenemeyeceğini belirtmiştir.
Ödeme, bozmadan önceki yerel mahkeme kararının infazı sebebi ile icraya yapılmış olduğundan ve mahkeme kararı temyiz edilmiş olduğundan ödeme sırasında ayrıca ihtirazi kayıt konulmasına gerek bulunmamaktadır.
İİK’nun 40/2 maddesine göre; “Bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulupta aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.”
Belirtilen yasa hükmü uyarınca davalının ödemek zorunda kaldığı bedeli geri alabilmesi için borçlu olmadığı konusunda kesin bir mahkeme ilamına ihtiyaç duyduğundan somut olayda davanın konusuz kalması söz konusu olamaz. Davalı vekili, bilirkişi incelemesi yaptırılarak borçlu olup olmadıklarının tespitini talep ettiklerini belirttiğine göre mahkemece hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin avukatlık ücretine yönelik temyizinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.