YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3149
KARAR NO : 2013/7336
KARAR TARİHİ : 24.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat-menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının icra takibine konu ettiği bono altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını müvekkilinin aynı iddialarla İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı 2008/842 E. sayılı imzaya itiraz davasının bazı özel nedenlerden dolayı takip edilemediğinden müracaata kaldığını, müvekkilinin icra dosyasına 05.01.2012 tarihinde ihtirazi kayıtla 50.00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek icra takibine konu edilen senet altındaki imzanın kesinlikle müvekkiline ait olmadığı için ödenen 50,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı …’a araç sattığını bakiye borç için bu şahsın davacının keşideci kendisinin lehdar ve birinci ciranta olduğu dava konusu 2.000 TL bedelli senedi verdiğini, müvekkilinin senedi keşide eden avukat olan davacıyı aradığını ve davacının senedi teyid etmesine güvenerek bu senedi aldığını, icra takibinin kesinleşmesi üzerine yapılan 12.03.2009 tarihli haciz sırasında davacının borcun kendisine ait olduğunu kabul ederek borcu taksitler halinde ödeyeceğini belirttiğini, bundan 3 yıl sonra açılan bu davanın yasal mesnedinin bulunmadığını davacının kendiliğinden 05.01.2012 tarihinde bu davayı açabilmek için 50,00 TL para yatırdığını, bu paranın halen icra dosyasında durduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller benimsenen bilirkişi raporuna göre, senetteki keşideci imzasının davacı …’ün eli ürünü olmadığı, sahtecilik iddiası mutlak def’i niteliğinde olduğundan herkese karşı ileri sürülebileceği, davacı borçlunun 12.03.2009 tarihli haciz tutanağında borcu kabul anlamında bir beyanının bulunmadığı, davacı borçlunun avukat olduğu mesleği göz önüne alındığında haciz sırasında haciz baskısı ile borcu taksitler halinde ödeyeceğine dair taahhüdünün borcu kabul anlamına gelmeyeceği gerekçeleri ile davanın kabulüne İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2008/9897 sayılı dosyasında 05.01.2012 tarihinde davalıya ödenen 50,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, icra takip konusu 2.114,70 TL’den dolayı davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Borçlu-davacı İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2008/9897 sayılı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istediği gibi bu icra dosyasına yatırdığı 50,00 TL’nin istirdatını da talep etmiştir. Dava konusu icra takibinde toplam 2.114,70 TL talep edilmiştir.
Mahkemece buna göre, harcın tamamlattırılıp bundan sonra işin esasına girilmesi hususunun düşünülmemesi doğru olmadığı gibi, aynı icra dosyasında bulunan 12.03.2009 tarihli haciz tutanağındaki davacı borçlunun beyanının yanlış değerlendirilerek bu ifadenin borcun kabulü anlamına gelmeyeceği şekilindeki gerekçe de isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.