Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/344 E. 2013/4939 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/344
KARAR NO : 2013/4939
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı Yavuz Şekerleme… A.Ş arasında akdedilen muhtelif tarihli genel kredi sözleşmelerinin Hasan Bayraktar tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, adı geçenin vefatı dolayısıyla borçlarının mirası reddetmeyen davalıya intikal ettiğini, kredi borcundan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya velayeten …, kredi sözleşmelerindeki imzaların kefil Hasan Bayraktar’a ait olmadıklarını düşündüklerini, kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte kefil Hasan Bayraktar’ın 78 yaşında olup kefaletinin geçerli olmadığını, davalı kızının 24 yıldır şizofreni hastası olduğunu, borcu ve mirası da kabul etmediklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davaya konu banka kredi sözleşmesinin davacı banka tarafından önceden hazırlanmak suretiyle kefillere imzalatıldığı, kefillerin işlem koşullarını kabul ettiklerine ilişkin TBK’nun 21. maddesi kapsamında bir kabulünün bulunmadığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun geçmişe etkili olma kuralını düzenleyen 2.,3.,4., ve 7. maddeleri bir arada yorumlandığında genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemenin, ne zaman düzenlenmiş olurlarsa olsun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanmasının gerektiği ve bu nedenle TBK’nun 20. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak yapılmış sözleşme uyarınca davacının talebinde haklı olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde düzenlenmiş ve sözleşme uyarınca kredi, anılan kanun yürürlükte iken verilmiştir. Bu durumda 6101 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 4. maddesinin uyuşmazlıkta uygulanması mümkün değildir. Yürürlük Kanunu’nun 1. maddesine göre olayda temerrüt, sona erme ve tasfiye sözkonusu olmadığı ve salt genel işlem koşullarına aykırılık kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığı gibi olayda Türk Borçlar Kanunu’nun derdest davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır.
Mahkemece işin esasına girilerek davalının itirazında haklı olup olmadığı üzerinde durulup toplanan deliller değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.