YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4405
KARAR NO : 2013/7847
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki – menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; 2006 yılından beri bunama hastası olan müvekkilinin oğlu tarafından kandırıldığını ve davalı banka ile dava dışı iki şirket arasında akdedilen kredi sözleşmelerinin müvekkiline kefil olarak imzalatıldığını, ayrıca bu kredilerden biri için müvekkilinin maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, ancak müvekkilinin hastalığı nedeniyle yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, kaldı ki 73 yaşında olan müvekkiline bu işlemler yaptırılırken iki şahidin bulunması ve müvekkilinin akli melekelerinin yerinde olup olmadığına ilişkin rapor alınması gerektiğini, durum böyle iken davalı bankanın borcun ödenmesi için müvekkiline ihtarname gönderdiğini belirterek müvekkilinin söz konusu krediler nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve taşınmazı üzerindeki ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı vekilinin belirttiği gibi davacı bunama hastası ise davacının dava açma ehliyetinin de bulunmadığının kabulünün gerekeceğini, bu durumda vekaletnamenin geçersiz olacağını, ayrıca davacının bunama hastası olduğunu kabul etmemekle birlikte hasta olduğu kabul edilse bile salt bu hastalığa yakalanmış olmanın yapılan işlemleri geçersiz kılmaya yetmeyeceğini, işlem tarihi itibariyle davacının ayırt etme gücünün olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca söz konusu işlemlerin iki şahit huzurunda yapılmasının gerekmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve özellikle bilirkişi raporuna göre; davalı bankanın davacının kefil olduğu dava dışı şirketlerin kullandığı krediler nedeniyle alacaklı olduğu, bu nedenle ipoteğin fekkinin mümkün olmadığı, davacının ancak ödeme yaparak ipoteğin fekkini talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacı vekili dava dilekçesinde davaya dayanak teşkil eden sözleşme tarihlerinde müvekkilinin hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını iddia etmiştir. Mahkemece davacının işlem tarihindeki akıl sağlığına dair tüm belge ve delillerin toplanmasından sonra işlem tarihi itibariyle iradesini sakatlayacak oranda akıl sağlığının bozulup bozulmadığının uzman bilirkişi kurulu vasıtasıyla tespit ettirilip varılacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan hesap bilirkişisinden rapor alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.