YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/579
KARAR NO : 2013/7153
KARAR TARİHİ : 18.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılardan …, …, ve … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, takibe konu bonoda asıl borçlu olarak görülen … Ltd.Şti.nin tek imza ile borç altına sokulduğunu, tanzim tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin borç altına girebilmesi için şirket yetkililerinden en az ikisinin imzasını taşıması gerektiğini, davalı bankanın senedin tanzimi sırasında basiretli davranmadığını, asıl borçlu yönünden yok hükmünde olan bononun müvekkili açısından da kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, takibe konu bononun, asıl borçluya kullandırılan kredinin teminatı olarak düzenlendiğini, 28.05.2007 tarihinde asıl borçlu şirketin davalı bankaya daha önce çekilen kredi nedeniyle mevcut bir borcu olduğunu, davalı bankanın kredi limitini artırmak yani daha fazla kredi vermek vaadiyle müvekkillerinin kefil olduğu, kredi sözleşmesini düzenleyerek takibe konu bonoyu aldığını, ancak 28.05.2007 tarihinden sonra aynı tarihli kredi sözleşmesine dayalı olarak asıl borçluya kredi kullandırmadığını, davalının başka bir borç ilişkisi nedeniyle bonoyu takibe koyduğunu, davalı ile asıl borçlu arasında eski kredi sözleşmesinden farklı ve bağımsız olan 31.03.2008 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığını, yeni bir hesap açılarak yeni bir kredi verildiğini, bu sözleşmede müvekkillerinin kefaletinin bulunmadığını belirterek müvekkillerinin takip dosyasından ve dayanağı bonodan dolayı davalı bankaya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı asıl borçlunun İİK.nun 169.maddesine göre imzaya ve borca itirazı olmadığını, davacıların borçlu şirket adına imza itirazında bulunamayacaklarını, davacıların asıl borçlu … Ltd.Şti.nin ortakları olduğunu, borçlu şirketin temsil ve ilzama ilişkin olarak sunduğu belgelere göre …’ın yetkili olduğunu, davacıların şirket kaşesi yanında imzalarının bulunduğunu, takibe konu senedin teminat senedi olmadığını, müvekkili ile asıl borçlu şirket arasında akdedilmiş tek bir genel kredi sözleşmesi bulunduğunu ve tarihinin ise 28.05.2007 olduğunu, davacıların iddialarının dayanaksız olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacılar vekilinin 12.03.2010 tarihli dilekçe ile davacılar … ve … yönünden vekillikten çekildiği, durumun adı geçen davacılara tebliğ edildiği, ancak bu davacıların davayı takip etmedikleri gerekçesiyle davacılar … ve … tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına, davacıların sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladıkları ve sözleşmenin teminatı olmak üzere davalı bankaya 1.000.000 TL.bedelli bonoyu kefil sıfatıyla imzalayarak verdikleri, kredi sözleşmesi imzalanırken …’ın tek başına imza attığı, tüm davacıların da sözleşme ve bonoya kefil olarak imza koydukları, atılan bu imzaların şirket iradesini en geniş şekilde yansıttığı, bononun ve sözleşmenin imzalandığı sırada şirket ortaklarının şirket temsilcisini bilmediklerini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, takip tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin davalı bankaya 512.857.55 TL.borçlu olduğu, bankanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla bonoyu takibe koyabileceği, nitekim takibe konu bononun bu tutar üzerinden takibe konulduğu gerekçeleriyle de davacılar …, … ve … tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılardan …, … ve … vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılardan …, …, ve … vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.