Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/9235 E. 2013/15162 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9235
KARAR NO : 2013/15162
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkiliyle davalı …’ın mülkiyeti müvekkiline ait arsanın satılması ve inşaat yapmak için anlaştıklarını, ancak arsanın satılmadığını bu ticari ilişki kapsamında davalı yanca müvekkiline ödenen paraların teminatını oluşturmak üzere verilen çeklerin davalı tarafından takibe konulduğunu, oysa davalıdan alınan paraların ona ait banka hesabına ödendiğini bildirerek takibe konu edilen çeklerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğini, banka dekontları üzerindeki tek yanlı beyanının yeterli olmadığını bildirerek davanın reddine ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalının, davacı tarafından yapılan ödemelerin elden verilen borca karşılık yapıldığına dair iddiasını ispat için delil sunamadığından davacı yanca yapılan tüm ödemelerin takibe konu çeklere mahsuben yapıldığı, davacı tarafından verilen 11.000 TL tutarlı çekin de davalı yanca tahsil edildiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüyle davacının takip dosyasına 86.405,60 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2010/11795 E., 2011/6787 K., sayılı 23.05.2011 tarihli ilamıyla “… davalı yanca dava konusu çeklerin ödendiğine dair sunulan banka dekontlarının 2001/2004 yıllarına ait olup, çeklerin keşide tarihleri ise 01.04.2008 ve 25.03.2008 bulunduğu anlaşılmakla bu durumda keşide tarihinden önceki ödemelerin çeklere ilişkin bir ödeme olarak kabul edilmesi isabetsiz görülerek…” hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece yeniden yargılama yapılarak davalı yanın banka dekontlarına konu ödemelerle ilgili olarak bu ödemelerin davacıya elden verilen borç paralara karşılık yapıldığını savunmak suretiyle ispat külfetini üzerine aldığı ve bu konuda başka bir alacağın varlığına dair delil sunamadığı gibi, öte yandan takibe konu edilen iki çekin 2008 yılı keşide tarihli olup, yüzmilyar TL ve otuzüç milyar TL ibareleriyle doldurulduğunun ve bu çeklerin arkalarında ibraz tarihi itibarıyla “TL” geçerli para birimi olmadığından işleme alınamadığının şerhedildiğinin saptandığı gibi davalı taraf muvafakat etmemekle birlikte bozma kararı sonrasında davacı istemi üzerine bankaya yazılan yazı sonucu alınan cevapta 24.06.2006 tarihinden itibaren çeklerin bağlı olduğu hesabın aktif olmadığının bu hesabın kapalı bulunduğunun anlaşılması karşısında eski hükümde direnilmesine davacının menfi tespit isteminin kısmen kabulüyle takip dosyasındaki alacaktan 86.405,60 TL’si bakımından davacının borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan temyiz incelemesi sonucunda; mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması halinde direnme kararının varlığından söz edilemeyeceği, somut olayda ise bozma öncesi ileri sürülmeyen ve mahkemece bozma aşamasından sonra dosyaya getirtilip dava dışı bankanın cevabi yazısına dayalı olarak oluşturulan gerekçeyle verilen kararın bu haliyle bozmadan esinlenerek oluşturulmuş, Özel Daire denetiminden geçmeyen tamamen yeni gerekçeye dayalı yeni bir hüküm niteliğinde bulunduğundan bu yeni hükmün temyizen inceleme görevi, Hukuk Genel Kurulu’na değil Özel Daire’ye ait olduğu gerekçesiyle Hukuk Genel Kurulu’nun 2012/19-462 E. – 2012/728 K. sayılı 17.10.2012 tarihli ilamıyla dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece 2008/278 E. 2010/81 K. sayılı 02.03.2010 tarihli kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonrasında davacı yanca dosyaya sunulan ödeme dekontlarının 2001/2004 yıllarına ait olduğu ve takibe konu 2008 yılı keşide tarihlerini taşıyan çeklerden önceye ait olması nedeniyle bu dekontların çeklere ilişkin bir ödeme olarak kabulünün isabetsiz bulunduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada bozma ilamında bahsedilen hususun değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğü gibi, öte yandan davacı yanca bozma ilamı sonrasında davaya konu çeklerle ilgili bankadan araştırma yapılmasına yönelik istemin yeni bir delil sunulması niteliğinde olup, iddianın genişletilmesi kapsamında kaldığı ve davalı tarafın da açıkça buna karşı koymasına, yeni delilin sunulmasına muvafakat da etmemesine rağmen davacının bu delilinin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.