YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9249
KARAR NO : 2013/16574
KARAR TARİHİ : 24.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı ve davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalı tarafından müvekkilleri aleyhine girişilen icra takibine konu senette borçlu görünen …’ın davacıların miras bırakanı, davalının ise kardeşi olduğunu, senette sadece damga pulu üzerinde bir imzanın mevcut olup bunun olağan bir durum olmadığını, muris …’ın vefatından … yıl sonra icra takibine geçilmişse de, davalıya herhangi bir borcun olmadığını belirterek müvekkillerinin icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, senetteki imzanın davacıların murisi …’ın eli ürünü olduğunun Cumhuriyet Savcılığındaki soruşturma sırasında … Kurumundan alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davacıların murisi ile müvekkilinin kardeş olup, birlikte ticaret yaptıklarını, elde ettikleri kazanç ile davacıların murisi …’in taşınmaz satın aldığı ve adına kaydedildiğini, bunun karışlığında muris Halil’in senet imzalayarak müvekkiline verdiğini, …’ın ölümü sonrasında davacıların ortak kazançla alınan taşınmazı satmaları üzerine müvekkilinin dava konusu senede dayalı takibe geçildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların iddiasını yazılı delille kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz Bozma ilamında; “Dava konusu senet “nakden” kaydı ile düzenlenmiştir. Davalı savunmasına, ağabeyi müteveffa … ile birlikte ticaret yaptıklarını, ticari gelirleri ile alınan dükkanın … adına tapuya tescil edildiğini, güvence olması açısından dava konusu senet de dahil senetler verdiğini belirtmek suretiyle senedin ihdas nedenini talil ettiğinden, somut olayda ispat külfeti davalıya düşmektedir. Bu durumda mahkemece ispat külfeti üzerinde bulunan davalının tüm delilleri toplanarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, ispat külfetinin tayinininde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” denmektedir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; her ne kadar mahkemece tanıklar dinlenmiş ise de, yukarıda belirtildiği üzere davanın niteliği gereği davacı taraf muvafakat etmediğinden tanık beyanlarının dikkate alınmamasına karar verildiği, tanık beyanları haricinde de davalı senedin ihdas sebebini talili nedeniyle bozma ilamında belirtilen iddiasını ispatlayamadığından dava konusu senede istinaden davalının davacılardan talepte bulunma hakkının olmadığı, bu nedenle davacıların davasının kısmen kabulü ile davalı tarafından davacılar aleyhine keşidecisi davacıların murisi …, lehtarı davalı … olan 30/03/1999 keşide tarihli 01/…/2003 vade tarihli 47.000 TL meblağlı senede istinaden yapılan icra takibinden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyeti tespit edilemediğinden koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, İİK. nun 170/… maddesinde, İcra Hukuk Mahkemesinde açılan imzaya itiraz davasının reddi halinde mahkemece hüküm altına alınan %40 icra inkar tazminatı, borçlu menfi tespit veya istirdat davası açtığında tahsilinin dava sonuna kadar tehir olacağı ve davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde daha önce hükmedilmiş olan tazminatın kalkacağı düzenlendiğinden İcra Hukuk Mahkemesince 2005/678 esas 2007/214 karar sayılı karar ile hüküm altına alınan icra inkar tazminatının iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
…-Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden; Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
…-Davacılar vekili dava dilekçesinde diğer taleplerinin yanı sıra İİK’nın 170/…. md. gereği menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması neticesinde icra hukuk mahkemesince hükmedilmiş olunan tazminat ve para cezasının kaldırılmasını da talep etmiştir. Gerçekten de dava konusu senetteki borçlu imzasının davacıların murisine ait olmadığı ve senedin zamanaşımına uğradığı iddiasıyla … İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde senet borçlusu murisin mirasçıları olan davacılar tarafından açılan borca ve imzaya itiraz davasında alınan bilirkişi raporu ile senetteki borçlu imzasının davacıların murisine ait olduğunun saptandığı gerekçesiyle 28.03.2007 tarihinde 2005/678 E.-2007/214 K. sy. Karar ile davanın reddine, davacılardan %40 oranında icra inkar tazminatının alınarak davalıya verilmesine karar verildiği, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay …. HD tarafından onandığı, görülmüştür. Mahkemece açılan menfi tespit davası kapsamında İcra Hukuk Mahkemesince senet borçlusu murisin mirasçıları olan davacılar aleyhine hükmedilen kötü niyet tazminatının kaldırılmasına karar verilmesi mümkün olmasa da bu yöndeki talebin reddi de doğru değildir. Zira, menfi tespit davası davacı-borçlular lehine sonuçlandığında İcra Hukuk Mahkemesince aleyhe hükmedilen kötü niyet tazminatı kendiliğinden ortadan kalkacağından davacıların bu yöndeki talebi ile ilgili olarak “karar verilmesine yer olmadığına dair” hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde “talebin reddine” karar verilmesi de isabetsizdir.
…-Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; davacıların murisi …’ın borçlusu, davalı …’ın lehtarı olduğu icra takibine konu senedin bedelsiz olduğu iddiasıyla İİK’nın 72. maddesi gereği borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dairemiz bozma ilamında senedin ihdas nedenini talil eden ve bu sebeple ispat külfeti üzerine düşen davalının tüm delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Görüleceği üzere bozma ilamında davalının iddiasını kanıtlamak üzere tüm delillerinin toplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Davalı bono lehtarının senet metnindeki zorunlu bono koşullarından olmayan (düzenleme nedeni) hanesindeki kaydın aksini ileri sürmesi halinde borçlunun imzasını havi borç ikrarını içeren bu belgenin tamamen hükümden düşürülmesi usul hükümlerine uygun olmadığı gibi, somut olayda adaletin gerçekleşmesini de engellemektedir.
Kaldı ki davalı davacılar murisi ile kardeş olup, birlikte adi ortaklık şeklinde ticaret yaptıklarını, elde ettikleri kazanç ile davacılar murisi Halil’in adına taşınmaz satın aldıklarını, bunun karşılığında muris Halil’in dava konusu senedi verdiğini savunmuş, bozma kararından sonra dinlenilen davalı tanıkları da bu beyanı doğrulamışlardır.
Mahkemece açıklanan bu yön gözetilerek adi ortaklık savunması yönünden davalı tanıklarının beyanlarına itibar etmek gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (…) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (…) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının, (…) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 990,00 TL. Duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, peşin harçların istek halinde iadesine, 24…..2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Menfi tespite konu olan senette davacıların murisi … keşideci davalı … ise lehdar konumundadır. Senedin ihdas nedeni hanesinde “nakden” ibaresi yazılıdır. Bu senedin konusu olan alacak, “nakden” verilen paranın karşılığıdır. Davalı bu ihdas nedeninin teminat olduğunu savunmaktadır. Önceki bozma kararımızda da belirtildiği şekilde, bu belgenin aksini iddia eden yazılı belgeyi talil eden davalı ispat yükümlüğündedir.
HUMK 288 vd. md. (HMK 200-201 md) uyarınca yazılı belgeye (senete) karşı aksini iddia eden kimse iddiasını yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Karşı tarafın açık muaffakati halinde tanık dinlenebilir. Tarafların kardeş olması dahi bu kuralı değiştirmez
Somut olayda, tarafların kabulünde olan yazılı bir belge vardır. Bu belgede yazılı olan “nakden” ibaresinin, “teminat” olduğunu savunan davalı bu iddiayı ancak yazılı belge ile kanıtlayabilir. Hayatın olağan akışı bunu gerektirmese dahi burada dikkate alınmaz. Taraflararasında var olduğu iddia edilen adi ortaklığın da yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. Karşı tarafın açık rızası olmadığı halde tanık beyanına itibar edilemez. Önceki bozma kararında “davalının tüm delilleri toplanarak” denilmesi de HUMK 288 (HMK. 200-201md.) de gösterilen kuralın aksine, tanık beyanlarının geçerli olacağı anlamına gelmez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bozma kararının … numaralı bendinde açıklanan bozma nedenlerine katılamıyoruz.