Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2014/2963 E. 2015/432 K. 19.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2963
KARAR NO : 2015/432
KARAR TARİHİ : 19.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av….ile davalı vek.Av….’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalının kefaleti ile dava dışı ….Şti.’ne kredi kullandırdığını, asıl borçlunun kredi taksitlerini ödememesi üzerine alacağın tahsili için davalı kefil ile asıl borçlu aleyhine icra takibine girişildiğini, davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibin dayanağının iki adet kredi sözleşmesi olduğunu, 02.01.2008 tarihli kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunduğunu ve bu kredi borcunun kapatıldığını, 30.03.2009 tarihli kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, itirazın 976.568,20 TL üzerinden iptaline, takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu …. Şti arasında 02.01.2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, anılan bu sözleşmeyi davalı kefil olarak imzalamıştır. Öte yandan davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında 30.03.2009, 29.09.2009 tarihli kredi sözleşmeleri de imzalandığı ancak bu sözleşmelerde davalının kefaletinin bulunmadığı, ayrıca davalı kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmelerinden doğan borcun da ödendiğini savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda takibe konu kredi borcunun hangi sözleşme ya da sözleşmelerden kaynaklandığı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece anılan bu husus ve davalının savunması üzerinde durularak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.