Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2014/7471 E. 2014/9920 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7471
KARAR NO : 2014/9920
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 09/10/2012
NUMARASI : 2011/598-2012/222

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıdan satın alınan mallara karşılık müvekkilince keşide edilen 10.000 USD bedelli bir adet bononun teminat amacıyla davalıya verildiğini, müvekkilinin borcunu ödeyerek bu bonodan dolayı borcu bulunmadığı gibi yanlar arasında akdolunan 05/08/2010 tarihli protokol uyarınca tarafların ibralaştıkları birbirlerinden alacak ve borçları da kalmadığı saptanmasına rağmen davalının bu bonoya dayalı şekilde müvekkili aleyhine takibi başlattığını belirterek, davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline ve %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının müvekkiline olan bonoya dayalı borcunu ödemediği gibi protokol gereklerini de yerine getirmediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; yanlar arasında akdolunan protokol hükümleri taraflarca yerine getirildiği gibi, protokolün 4. maddesi uyarınca tarafların protokol tarihi 05/08/2010 tarihi itibariyle birbirlerinden hak ve alacaklarının kalmadığını kabul ettikleri, aynı protokolün 5. maddesi gereğince birbirlerini ibra ettiklerinin görüldüğü dava konusu senedin 30/11/2008 vade tarihli olup, protokolden önceki bir tarihe ilişkin bulunduğundan davalının anılan bu senetten dolayı da davacıyı ibra ettiğinin kabulü gerektiğinden bahisle davanın kabulüne, davaya konu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, yasal koşulları oluşmadığından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm tarafa vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; İİK 72/5. maddesinde “… Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamaz.” denilmektedir.
Somut olayda taraflar arasında akdedilen 05/08/2010 tarihli protokol tarihi itibariyle tarafların birbirlerinden alacak ve borçları bulunmadığı mahkemenin de kabulünde olduğu halde, davalı yanın 06/06/2008 düzenleme ve 30/11/2008 vade tarihli bonoya dayalı olarak davacı aleyhine takip başlatmakta haksız ve kötüniyetli olduğu gözetilmeksizin yanılgılı gerekçeyle davacı tarafın tazminat isteminin reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.