Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2009/33730 E. 2011/4123 K. 02.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/33730
KARAR NO : 2011/4123
KARAR TARİHİ : 02.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre sanığın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nun 179/3.maddesinde belirtilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşması için kişinin alkol ya da uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına karşın araç kullanması gerekir.
Sevk ve idaresindeki araçla seyreden sanığın virajda yoldan çıkarak, kendisinin yaralanması ile sonuçlanan olayda; olay sırasında sanığın almış olduğu alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini yetirdiğine ilişkin hiçbir dışa yansıyan davranışının tespit edilmemiş olması, doktor raporunda yalnızca sanığın alkollü olduğunun belirtilmesi, alınan alkol miktarı ölçülmemiş olup, yalnız alkol almanın ise suçun sübutu için yeterli olmayıp, alınan alkolün güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırabilecek miktarda olduğunun bilimsel olarak belirlenmesi gerektiği; ayrıca karşıdan gelen aracın uzun farları yakması nedeniyle yolu görmeyip yoldan çıktığına dair sanığın savunmalarıda gözetildiğinde sanığın alkollü olarak araç kullandığı sabit ise de, emniyetli bir şekilde araç kullanamayacağına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması karşısında unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre; mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275

Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenlerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrilere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken infazı kısıtlar biçimde bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.