YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/45151
KARAR NO : 2011/9941
KARAR TARİHİ : 10.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Elektrik enerjisi hırsızlığı
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK.nun 145. maddesinde yer alan “değer azlığı” kavramı, daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca ihtiyacı kadar ve değeri az olan malın alınması olup, somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığının gözetilmemesi ve 5237 sayılı TCK.’nun 49/2. maddesi gereğince “bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır” düzenlemesi karşısında sanık hakkında sonuç olarak hükmedilen 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasının kısa süreli hapis cezası olmadığı ve aynı yasanın 50/1.maddesinde belirtilen adli para cezasına veya diğer tedbirlere çevrilme sınırları içerisinde bulunmadığı halde, sanığa verilen hapis cezasının 50. madde uyarınca adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 Sayılı TCK.nun 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı, öngörülmektedir. Aynı yasanın 7. fıkrası uyarınca da hükümlük kararında bu durumun belirtilmesi gerekmektedir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 sayılı Kanunun 108. maddesinde ise, yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede seçenek yaptırımların infazı konusunda her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durumda, 5237 Sayılı TCK.nun 58, 5275 Sayılı Kanunun 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında hapis cezası yerine seçenek yaptırıma hükmedildiği için, hükümlülük kararında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimlik serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilemeyeceği, sonucu ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sanık hakkında hükmolunan cezanın niteliği itibariyle 5237 Sayılı TCK.nun 58. maddesinin 6. fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, hüküm bölümünde, infazı kısıtlar biçimde bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasındaki “tayin olunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonda bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından çıkarılmasına karar verilmek suretiyle, sair yönleri Usul ve Yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/05/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.