YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/55422
KARAR NO : 2010/616
KARAR TARİHİ : 20.01.2010
Trafik güvenliğini tehlikeye sokacak biçimde alkollü araç kullanma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3, 62/2, 50/1-a maddeleri uyarınca 500 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair (TARSUS) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 14/06/2006 tarihli ve 2006/33 esas, 2006/172 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/11/2009 gün ve 2009/13189/65226 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2009 gün ve 2009/272058 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık müdafıinin yüzüne karşı verile ve ceza miktarı itibarıyla kesin nitelikte olan kararda, kararın kesin nitelikte olduğu belirtilmeksizin, temyiz kanun yoluna tabi bulunduğu ve 7 gün içerisinde Yargıtay’a başvurulabileceği belirtilmesi suretiyle kanun yolu, mercii ve süresi ve şekli konusunda tereddüt oluşturacak şekilde verilen karara karşı sanık müdafii tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 13/10/2008 tarihli, 2008/8976-15617 sayılı ilamı ile kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmesi karşısında, kararın usulen kesinleştiği kabul edilerek yapılan incelemede,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen “emniyetli bir şekilde” ifadesinin kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı açısından bir tehlikeye neden olunması şeklinde anlaşılması gerektiği, salt alkollü araç kullanmanın ne şekilde trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü tespit edilmeden bu madde uyarınca cezalandırılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Alkollü olarak araç kullandığı belirlenen sanığın araç kullandığı sırada alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğuna dair tıbbi bulgular veya sanığın dışa yansıyan davranışlarına bağlı olarak yapılan bir tespit ve delil olmaması karşısında, sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu oluşmayacağından, sanığın sadece alkollü olarak araç kullanma eyleminin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48.maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu madde gereğince idari işlemlerin yetkili mercii tarafından yapılması gerekecektir.
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu gereğince işlem yapıldığı belirlenmiş olup, sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçu oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle (TARSUS) 1.Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 14.06.2006 gün ve 2006/33-172 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, sanığın atılı suçtan beraatine ve tayin olunan cezanın çektirilmemesine, 20.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.