Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2010/15471 E. 2012/8264 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/15471
KARAR NO : 2012/8264
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Konut dokunulmazlığını bozma, tehdit, kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

I -Sanık hakkında tehdit suçundan verilen beraat kararına yönelik O Yer Cumhuriyet Savcıları ile katılanın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA oybirliğiyle,
II- Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan verilen beraat kararına yönelik O Yer Cumhuriyet Savcıları ile katılanın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA Üye …’ın beraat kararının bozulmasına ilişkin karşı oyu ile oyçokluğuyla,
III. Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat kararına yönelik katılan ve O Yer Cumhuriyet Savcılarının temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Katılanın “Sanık bana tekme ve tokatla vurarak, saçımdan tutarak beni yerde sürdü ve kulağıma vurdu” şeklindeki iddialarının olayın hemen sonrasında alınan “katılanın sol kulağı ile sol omuzunda şişlik ve sol göz altında ekimoz” bulunduğuna ilişkin adli raporuyla doğrulandığı gözetilmeyerek ve kabul edilen katılanın yaralanmasına neden olan başka nedenlerin neler olduğu kararda akla, bilime ve hayatın olağan akışı dikkate alınmak suretiyle tartışılmayarak yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle, beraatine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, katılan ve O Yer Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, Başkan V. … ve Üye …’nin kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmünün onanmasına ilişkin karşı oyları ile oyçokluğuyla 02.04.2012 tarihinde karar verildi.

(KARŞIOY)
(KARŞIOY)
(KARŞIOY)

KARŞIOY:
Kasten yaralama suçundan sanık hakkında verilen beraat hükmünün bozulmasına ilişkin, sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
Kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmü yerinde olduğundan, bu hükmün de tehdit ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından verilen hükümler ile birlikte onanması gerektiği görüşündeyiz.
Somut olayla ilgili neden karşıoy kullandığımızın daha iyi anlaşılması için önce, temyiz incelemesinin kapsamı hakkında genel açıklamalarda bulunacağız. Daha sonra ise, Yargıtay’ın temyiz incelemesinin kapsamına ilişkin yaptığımız açıklamalar ışığında, somut olayla ilgili değerlendirme yapılacaktır.
Yasamıza göre Yargıtay, temyiz davası üzerine, yalnızca hükmün hukuka aykırı olup olmadığını inceler (1412 sayılı CYY. 307;5271 sayılı CYY.288/1). Bu nedenle Yargıtay yargıcı, davanın değil, hükmün yargıcıdır. Ancak Yargıtay, 1412 sayılı CYY’nın 322; 5271 sayılı CYY.’nın ise 303. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen hukuka aykırılıkların hakkında ilk derece ya da bölge adliye mahkemesinin yerine geçerek hüküm kurabilir. Yargıtay genelde bozma yaparak, dosyayı bölge adliye ya da ilk derece mahkemesine gönderir.

Bir ülkede adalete ve hukuka olan güvenilirlik, hukuksal metinlerin tanımlarının ve yorumlarının bir (aynı) olmasıyla sağlanır. Hukuksal metinlerde ve kavramlarda birlik ise içtihatlarla sağlanır. İçtihatta birliğin sağlanması için de her ülkede Yargıtay tektir (KUNTER, Nurullah/YENİSEY, Feridun/NUHOĞLU, Ayşe., Mahkeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Onsekizinci Bası, … 2010, s.1715 vd. no:105.2; SELÇUK, Sami., “Temyiz Yolu Açısından Ceza Yargılama Yasasının Uygulanması”, CMUK Sempozyumu, … 1999 (s.29-61), s.38 vd; ÇINAR, …., Ceza Yargılamasında Temyiz Yolu, … 2006, s.87).
Yargıtayımız, hukuksal metinleri ve kavramları yorumlayarak içtihatta birliği sağlayacaktır.
– Bundan dolayıdır ki, Yargıtay, Yasanın yorumunu her zaman denetler (SELÇUK., s.39; ÇINAR., s.87) .
-Yargıtay, olayların/eylemlerin nitelendirilmesini (hukuksal tanıyı/adlandırmayı) denetler.
Bu tamamen hukuki olduğundan, bu adlandırmadaki/nite- lendirmedeki yanlışlık hukuki bir yanlışlıktır. Bundan dolayı, Yargıtay olayların/eylemlerin nitelendirilmesini/adlandırılmasını (hukuksal tanıyı) denetler. Örneğin bir eylemin hırsızlık değil de dolandırıcılık olarak adlandırılmasında olduğu gibi (TOSUN, Öztekin., Türk Suç Mahkemesi Hukuku Dersleri, Cilt II, Muhakemenin Yürüyüşü, … 1976, s.213). Yargıtayda olay yargılaması (duruşma) yapılmadığından Yargıtay ikinci, üçüncü derece mahkemesi değil “hukuki derece” mahkemesidir (KUNTER//YENİSEY/NUHOĞLU., Onsekizinci Bası, s.1713, 1714, no:105.1; ÇINAR., s.85).
Bu nedenle, Yargıtay olay yargılaması yapmadığı için olayları değerlendiremez. Çünkü olayın kanıtlanması, başka bir söyleyişle olay, kanı yargılaması ile sağlanır. Geçmişte yaşandığı ileri sürülen olayın gerçek olup olmadığı, gerçekse, bu eylemi sanığın gerçekleştirip gerçekleştirmediği, duruşmada anlaşılır. Kanı yargısını oluşturacak duruşmada kararı verecek olan yargıçlar, taraflar, kanıtlarla yüzyüze gelirler, doğrudan doğruya ilişki kurabilirler (SELÇUK., s.37, 38). Öğrenme yargılamasının yapıldığı duruşmada, açıklık, sözlülük, yüzyüzelik, doğrudan doğruyalık, yoğunluk ilkelerine uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu ilkelere uyularak yapılan duruşma sonunda ilk derece ya da bölge adliye mahkemesi olayın kanıtlanması konusunda bir vicdani yargıya ulaşır.
Duruşma yapmayan Yargıtay, olay değerlendirmesi yapamayacaktır. Bundan dolayı, olay sabittir, değildir diyemeyecektir. Kanıtlarla ilgili olarak da inandırıcıdır, değildir, tanık yansızdır, doğru söylüyor, yalan söylüyor ya da tanık yanlıdır diye değerlendirme yaparak ilk derece veya bölge adliye mahkemesinin yerine geçemez.
Ancak, bunlara denetleme boyutunda inceleme yaparak karışabilecektir (SELÇUK., s.40).
Birincisi, Yargıtay maddi olayların, Ceza Yargılaması Yasasına uygun biçimde yargılama yapılarak, saptanıp saptanmadığını hükmü inceleyerek denetleyecektir.

İkinci olarak, Yargıtay, hükmün yargıcı olduğu için, hükmün gerekçesini de inceleyecektir.
Yargıtay maddi olayla ilgili olarak; maddi olayların gerekçede yeterince açıklanmadığını ve açıklanan maddi olaylara ilişkin kanıtların tartışılıp tartışılmadığını, bu tartışma yapılırken, doğa, mantık, deneyim ve hukuk kurallarına uyulup uyulmadığını denetleyecektir(SELÇUK., s.40). Hükmün gerekçesinde eksiklik, çelişki, yetersizlik bulunduğunda Yargıtay, hükmü gerekçe kusuru nedeniyle bozduktan sonra, yeniden duruşma yapılarak hüküm kurulması için dosyayı ilk derece ya da bölge adliye mahkemesine geri gönderecektir.
Somut olayda, katılan, sanığın teyzesidir. Akraba olan sanık ile katılan, aynı apartmanda oturmakta olup, aralarında sürekli sorunlar yaşadıkları tanık anlatımı ve dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Sanık hakkında; olay günü katılanın evine girerek konutun içinde katılanı tehdit edip, kasten yaraladığı ve konut dokunulmazlığını bozduğuna ilişkin eylemlerinden dolayı, iddianame ile kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesince, Ceza Yargılama Yasası’na uygun bir şekilde yapılan yargılama sonunda, sanığın atılı suçları işlediği sabit olmadığı vicdanı kanısına varılarak, CYY’nın 223.maddesinin 2.fıkrasının (e) bendi uyarınca sanık hakkında, tehdit, konut dokunulmazlığını bozma ve kasten yaralama suçlarından beraat hükümleri kurulmuştur.
Daha doğrusu, ilk derce mahkemesince, sanığın yüklenen suçları işlediği konusunda tam bir vicdani kanıya varılamadığı için, “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi de gözetilerek beraat kararı verilmiştir.
Sanık hakkında atılı suçlardan beraat hükümleri kurulurken, kasten yaralama suçuna ilişkin adli rapor ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek(tartışılarak), katılanın adli raporundaki bulguların da neden kabul edilmediğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmiştir. Ayrıca, gerekçede eksiklik, çelişki ve yetersizlik de bulunmadığı kanısındayız.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, konut dokunulmazlığını bozma ve tehdit suçlarından sanık hakkında kurulan beraat hükümlerine ilişkin gerekçeyi yasal ve yeterli gördüğü halde; kasten yaralama suçundan verilen beraat hükmünün gerekçesinin yasal ve yeterli olmadığını ileri sürerek, yalnız kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmünün bozulmasına karar veren çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.

KARŞIOY:
… 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/92 Esas ve 2007/233 Karar sayılı hükmüyle sanık …’nın konut dokunulmazlığı suçundan verilen beraat hükmünün onanmasına ilişkin dairemizin sayın çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Olay mahkemesinin beraat kararları incelendiğinde;
Yerel Mahkemece, katılanın beyanından başka delil olmadığı, taraflar arasında karşılıklı husumetin olduğunu, tarafların olay günü karşı karşıya geldiklerinin bile ispatlanamadığı ve katılanın beyanlarının çelişkili olduğu nedenlerine dayanılarak beraat hükmü kurulmuştur.
İddianameye konu olan etkili eylem ve konut dokunulmazlığının bozulmasına ilişkin suçlar mağdurun doğal maddi dünyasında iz bırakan suçlardır.
Mağdurun tüm aşamalardaki benzer bir istikrarlı beyanlarında ve ayrıca mağdurun olayın hemen sonraki hazırlıktaki detaylı beyanı ve bu ifadesinin alınmasından birkaç saat sonraki adli tıp raporunda da belirlenen ekimoz, şişlikler ve sıyrıklar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın mağdurun konutunda ona yönelik etkili eylemde bulunduğu kesindir.
Bu bağlamda sanığın, mağdurun evinde etkili eylemde bulunması nedeniyle, ayrıca konut dokunulmazlığı suçunun oluştuğu kabul edilmelidir.
Mahkeme dosyadaki bu delilleri yeterli gerekçe ile açıklanıp maddi olaya ilişkin bulgular, denetime imkan verecek şekilde tartışılmadığından, yetersiz ve eksik gerekçe ile hem etkili eylem ve konut dokunulmazlığı suçlarından beraat kararı kurmuştur.
Sayın çoğunluk etkili eylem suçunun, maddi bulgularının başka hangi nedenden meydana gelmiş olacağının tartışılmadan ve yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi nedeniyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
Sanığın her iki eylemi bir bütün olarak meydana gelmiştir. Bu iki eylemin farklı yer ve zamanda gerçekleştiğine ilişkin hiç beyan ve bulgu yoktur.
Sanığın aynı zamanda konut dokunulmazlığını bozma suçunu işlediği de anlaşıldığı halde beraat hükmünün gerekçesinin yasal ve yeterli olduğuna dair sayın çoğunluk daire görüşüne katılınmamıştır.