YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/15590
KARAR NO : 2010/20742
KARAR TARİHİ : 23.06.2010
Kasten yaralama suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 (2 defa), 86/3-e, 29 (2 defa), 62 (2 defa), 52/2-4. (2 defa) maddeleri uyarınca 1.200,00 ve 1.800,00 yeni Türk lirası, diğer sanık …’in, 5237 sayılı Kanunu’nun 86/2, 29, 62, 52/2-4. maddeleri gereğince 1.000,00 yeni Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmalarına dair Cumayeri Sulh Ceza Mahkemesinin 15/10/2008 tarihli ve 2008/125-208 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17.04.2010 gün ve 2009/4504-24808 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2010 gün ve 2010/100744 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-Suçun 09/09/2004 tarihinde işlenmiş olması karşısında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle lehe Kanun’un tespit edilerek uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Sanıklar hakkında sonuç olarak, 1.200,00 , 1.800,00 ve 1.000,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmaları şeklinde hüküm kurulmuş ise de; kararın gerekçe ve hüküm kısmında asgari hadden uzaklaşıldığına ilişkin bir ibarenin bulunmaması karşısında, suçun işlendiği 09/09/2004 tarihi itibarıyla 5560 sayılı Kanun’un henüz yürürlüğe girmediği ve para cezasının seçimi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52 maddesi uyarınca beş gün adlî para cezası üzerinden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayin olunmasında,
3-Sanıkların kasten yaralama olarak belirlenen suçunu cezaî yaptırıma bağlayan 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesinde hapis ve adlî para cezalarının seçenekli yaptırım olarak öngörülmesi nedeniyle sanıklar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 195. Maddesinde yer alan “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” hükmünün uygulanamayacağı cihetle, sanıkların sorgusu yapılmaksızın hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında,
4-Sanıkların eyleminin soruşturması ve kovuşturulması şikayete bağlı adiyen yaralama olarak kabul edilmesi karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı TCK’nun 86/2.maddesinde adli para cezası ile birlikte hapis cezasının da seçenek yaptırım olarak düzenlenmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nun 195.maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı halde sanıkların savunmaları saptanmadan karar verilmesi, yakınan …’un kat’i raporunda kesici alet yarasına ilişkin herhangi bir bulgunun yer almaması, 19.09.2004 günü hazırlıkta alınan ifadesinde de sanıkların kendisine tekme tokat vurduklarını belirtmesi ve mahkemece, silahtan dolayı artırım yapılmaması karşısında, sanıkların bu yakınana karşı eylemlerinin adiyen yaralama olarak kabul edildiği sonucuna varılmakla, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulması, lehe yasanın belirlenmesi yönünden, 5237 sayılı Yasanın 7. ve 5252 sayılı Yasanın 9. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılmadan ve adli para cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi gösterilmeden, 5237 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (CUMAYERİ) Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 15.10.2008 gün ve 2008/125-208 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (b) bendi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.