YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/17093
KARAR NO : 2010/26247
KARAR TARİHİ : 22.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Elektrik hırsızlığı
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında 29.12.2005 tarihinde ilk mahkumiyet kararının verildiği, hükümden önceki celsede yapılan sorgusunda sanığın müdafii talep etmediğini belirttiği, ancak son celse sanığın yokluğunda Baro tarafından atanan zorunlu müdafiinin duruşmaya katılarak hükmü temyiz ettiği ve Dairemiz tarafından 11.04.2007 tarihinde hükmün bozulduğu, bozma sonrası mahkemece yapılan kovuşturma sırasında sanığa davetiye tebliğ olunduğu halde duruşmalara katılmadığı, ancak daha önce atanan müdafiinin duruşmalara katıldığı ve 01.11.2007 tarihli ikinci mahkumiyet kararının sanık müdafiinin yüzüne karşı verildiği halde bu kez müdafii tarafından hükmün temyiz edilmediği, 04.01.2008 tarihi itibariyle sanık hakkında hükmolunan 1 ay 10 gün erteli hapis cezasının kesinleştiği, ardından 13.05.2008 havale tarihli dilekçe ile sanığın CMK.nun 231.maddesinin uygulanması talebi üzerine mahkemece 16.05.2008 tarihli ek karar ile ”kesinleşen kararlar yönünden yeniden hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle şartları oluşmadığından infazın durdurulması talebinin reddine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına” karar verildiği, 22.05.2008 havale tarihli dilekçe ile sanığın red kararına itiraz ettiği, ancak Şanlıurfa 3.Ağır Ceza Mahkemesince kararın temyizi kabil olması nedeniyle temyiz incelemesine gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine iade edildiği, ayrıca sanık tarafından mahkemeye sunulan 20.05.2008 havale tarihli diğer bir dilekçe ile ”22.06.2005 tarihli duruşmada müdafii istemediğini belirttiği halde müdafii atanarak dosyasının 01.11.2007 tarihinde karara çıktığını yeni öğrendiğini ve kendisine tebligat yapılmadığından temyiz hakkını kaçırması nedeniyle bu kararın tebliğ edilerek temyiz süresinin başlamasını” istediğinin anlaşılması karşısında:
Hernekadar ilk hükmün verildiği 29.12.2005 tarihinden önce sanığa zorunlu olarak müdafii atanmış ise de, sanığın atanan müdafiiden haberinin olmadığı, dolayısıyla bozma ilamına uyularak verilen 01.11.2007 tarihli ikinci mahkumiyet kararından sonra mahkemece yapılan tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık tarafından mahkemeye sunulan 20.05.2008 tarihli dilekçe süre tutum niteliğinde kabul edilerek kendisine gerekçeli karar tebliğ edilip verdiği takdirde temyiz dilekçesinin de eklenerek incelenmek üzere dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 22/09/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.