YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/19000
KARAR NO : 2010/20743
KARAR TARİHİ : 23.06.2010
Taksirle yaralamaya neden olmak ve trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçlarından sanık … ‘in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1, 22/3, 62/1, 52/2, 179/3, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 420 ve 1.000 yeni Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair (KARAMÜRSEL) Sulh Ceza Mahkemesinin 09/10/2006 tarihli ve 2006/140-188 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/04/2010 gün ve 2010/4755/26414 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2010 gün ve 2010/113804 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Sanığın olay tarihinde alkollü şekilde kullandığı aracıyla kaza yapması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğinden bahisle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak ve taksirle yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayımızda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, bir suçtan dolayı sanığın bir kez cezalandırılabileceği, taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûm edilmesinin yanında aynı eylem nedeniyle bir de trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanığın aleyhine olacak şekilde ikinci kez cezalandırılmayacağı, keza 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5. maddesinde alkollü araç kullanma eyleminin düzenlendiği ve bu kabahatten dolayı idarî para cezasının tayin edilebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın bir eylemden dolayı iki kez cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Yasanın 34/2. maddesinde; “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.”, 232/6. maddesinde; “Hüküm fıkrasında, kanun yollarına başvurma olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde emredici düzenlemeler bulunmaktadır. Gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin belirtilmesi zorunludur.
5271 sayılı yasanın 40. maddesinin 1. fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2. fıkrasında ise, yasa yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi halinde, kişinin kusursuz sayılacağı hususlarının düzenlenmesi karşısında, yasa yolu, mercii , süre ve şekilden birinin veya birkaçının hiç gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi halinde, 5271 sayılı Yasanın 40. maddesindeki düzenleme uyarınca eski hale getirme nedeninin varlığı kabul edilmelidir.
Karamürsel Sulh Ceza Mahkemesinin incelemeye konu 09.10.2006 tarihli kararında, 2918 sayılı Kanunun 119.maddesi uyarınca ehliyetin geri alınmasına karar verilmesi nedeniyle, hükmün temyiz kabiliyeti bulunduğu halde, “kanun yolları kapalı olmak üzere kesin olarak” karar verildiği belirtilip, tebligat evrakında da temyiz yasa yolunun açık olduğu konusunda açıklama bulunmamakla, sanığın kanun yolu konusunda yanıltılması söz konusudur. Temyiz yasa yolunun açık olduğu, başvuru şekli, süresi ve mercii konusunda sanığın bilgilendirilmesi, yasa yoluna başvurması durumunda hukuksal sürecin tamamlanması gerekmektedir.
5271 Sayılı CMK’nun 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kurumu, kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına bozulması olanaksızdır. Temyizi kabil olduğu halde, yasa yolunun kapalı olduğu belirtilen hükmün kesinleştiğinden sözedilemez.
Bu itibarla, sanığa, başvuracağı yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli usulüne uygun şekilde açıklanarak, gerekçeli karar yeniden tebliğ edilip, kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmesi sağlandıktan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün bulunmakla, Karamürsel Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 09.10.2006 gün ve 2006/140-188 sayılı kesinleşmemiş karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 23.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.