Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2010/19934 E. 2010/20738 K. 23.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/19934
KARAR NO : 2010/20738
KARAR TARİHİ : 23.06.2010

Basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2-3a. maddeleri uyarınca 3.600 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 231/8. maddesine göre 5 yıl denetim süresi belirlenmesine, 231/8-c maddesi uyarınca “1 yıl müddetle içkili eğlence yerlerine ve içki satılan yerlere gitmesinin yasaklanmasına” yükümlülüğünün yerine getirilmesine, yükümlülük için sanığın denetimli serbestlik şube müdürlüğüne müracaat etmesine yer olmadığına bu hususun adli sicil kayıtlarından ve bağlı bulunduğu karakoldan takip edilmesine dair (FETHİYE) Sulh Ceza Mahkemesinin 23/11/2009 tarihli ve 2009/590 esas, 2009/744 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/05/2010 gün ve 2010/5516/30418 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/06/2010 gün ve 2010/133344 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini müteakip, 5271 sayılı Kanun’un 231/8-c maddesi uyarınca belirlenen yükümlülüğün takibi hususunda infazı kısıtlar biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Yasanın 34/2. maddesinde; “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.”, 232/6. maddesinde; “Hüküm fıkrasında, kanun yollarına başvurma olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde emredici düzenlemeler bulunmaktadır. Gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin belirtilmesi zorunludur.
5271 sayılı yasanın 40. maddesinin 1. fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2. fıkrasında ise, yasa yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi halinde, kişinin kusursuz sayılacağı hususlarının düzenlenmesi karşısında, yasa yolu, mercii , süre ve şekilden birinin veya birkaçının hiç gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi halinde, 5271 sayılı Yasanın 40. maddesindeki düzenleme uyarınca eski hale getirme nedeninin varlığı kabul edilmelidir.
(FETHİYE) 2.Sulh Ceza Mahkemesinin incelemeye konu 23.11.2009 tarihli kararında, “kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebileceği” belirtilip, karar yüze karşı verildiği için tebliğ edilmemiştir. Yasa yoluna başvuru süresinin tefhimden itibaren işleyeceği konusunda bilgilendirilmeyen sanığın yanıltılması söz konusu olduğundan, süre konusunda bilgilendirilmesi, yasa yoluna başvurması durumunda hukuksal sürecin tamamlanması gerekmektedir.
5271 Sayılı CMK’nun 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kurumu, kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına bozulması olanaksızdır.
Bu itibarla, sanığa, başvuracağı yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli usulüne uygun şekilde açıklanarak, gerekçeli karar yeniden tebliğ edilip, kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmesi sağlandıktan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün bulunmakla, (FETHİYE) 2.Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 23.11.2009 gün ve 2009/590-744 sayılı kesinleşmemiş karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 23.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.