YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/32722
KARAR NO : 2012/40961
KARAR TARİHİ : 17.09.2012
Tebliğname No : 3 – 2009/219443
MAHKEMESİ : Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/03/2009
NUMARASI : 2008/530 (E) ve 2009/74 (K)
SUÇ : Konut dokunulmazlığını bozma, Kasten yaralama, Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 116/4.maddesine göre konut dokunulmazlığını bozma suçunun cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da geceleyin işlenmesi hali suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiştir.Bu maddede kabul edilen cebir veya tehdidin kişiye karşı kullanılmış olması gerekir.Aynı kanunun 119/2.maddesine göre ise konut dokunulmazlığını bozma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda sanığın,katılanın evine girdiği ve onu silahtan sayılan aletle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı sabit olmakla birlikte,katılanın evine girmek amacıyla mı yoksa eve girdikten sonra mı katılanı yaraladığı hususunda şüphe bulunmaktadır.Zira katılanın “kapıyı açtığında sanığın elindeki sopayla kendisine saldırdığını ve o karambolde içeriye girdiğini” iddia etmesine karşılık,tanık Abdüsselim “sanığın kapıyı tepikleyerek açtığını,elindeki tahta parçasıyla katılana vurduğunu” beyan ettiğinden katılan ve tanık yeniden dinlenmek suretiyle sanığın katılanın evine nasıl girdiği kesin olarak tespit edilerek,sanığın eve girmek amacıyla katılana yönelik cebir kullandığının belirlenmesi halinde yaralama eyleminin TCK’nın 116/4.maddesindeki suçun unsuru olduğu gözetilerek kasten yaralama suçundan ceza verilmeyerek sadece TCK’nın 116/4.maddesi uyarınca cezalandırılması,buna karşın sanığın eve girdikten sonra katılanı yaraladığının belirlenmesi halinde ise hem TCK’nın 116/4,hem de 86/2-3,e maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanığın daha önceden kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunmadığı gözetilerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı ilamında da kabul edildiği üzere,hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu,dosya içeriğinden sanığa yükletilen suçlardan dolayı katılanın,maddi nitelikte bir zararının olup olmadığının ve somut olarak belirlediği ve istediği bir tazminatın bulunup bulunmadığının anlaşılamaması karşısında,hükmolunan cezanın tür ve süresi itibariyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durumunun bulunmadığı anlaşılan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken “katılanın zararı giderilmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına” biçimindeki gerekçeyle sanık hakkında yazılı şekilde karar verilmesi,
3-16.12.2008 tarihli ilk duruşmaya,iddianamenin kabulü kararı okunup,açıklanmadan başlanarak 5271 sayılı CYY’nın 191/1 maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA,17/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.