Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2010/34261 E. 2010/31047 K. 10.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/34261
KARAR NO : 2010/31047
KARAR TARİHİ : 10.11.2010

Hakaret suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 52. maddeleri uyarınca 900 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair ….. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/09/2007 tarihli ve 2006/547 esas, 2007/445 sayılı kararının infazı sırasında, 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 24/04/2008 tarihli ve 2006/547 esas, 2007/445 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 29/05/2008 tarihli ve 2008/157 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29.09.2010 gün ve 2010-11306-59753 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2010 gün ve 2010-255751 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için aranan objektif şartlar içerisinde, hükmolunan ceza miktarının iki yıl hapis cezasını veya adlî para cezasını içermesi ve işlenen suçun da inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması durumunda, gerek Türk Ceza Kanunu ve gerekse özel kanunlardaki tüm suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin mümkün olduğu, anılan maddedeki kararın verilebilmesi için aranan 6. fıkranın (c) bendindeki zararın giderilmesi şartının ise, yalnızca zarar suçları bakımından uygulama yeteneğinin bulunduğu cihetle, sanığın sabıkasız olması ve ortada herhangi bir zararın bulunmaması karşısında 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin uygulanması için gerekli şartların mevcut olduğu gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar yönünden uygulanabileceğini öngören CMK.’nın 231.maddesinin, 5560 sayılı Yasa ile eklenen son fıkrasının hükmün verildiği 12.09.2007 tarihi itibariyle yürürlükte bulunması karşısında, hükümlü hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün infazı sırasında, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesini gerektiren yasal bir düzenleme yapılmamış olmakla, … 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 12.09.2007 tarihli hükmünden sonra yapılan tüm hukuki işlemler hukuken geçersiz olup, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan, CMK.’nın 231/son maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının, 12.09.2007 tarihli kararda değerlendirilmesi gerekirken, bu hususun değerlendirilmediği belirlenmekle, … 2.Sulh Ceza Mahkemesinin, 12.09.2007 gün ve 2006/547, 2007/445 sayılı kararı yönünden, kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE 10.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.