YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/37346
KARAR NO : 2010/33732
KARAR TARİHİ : 15.12.2010
Hakaret suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125-4. maddeleri gereğince 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun’un 50/1-d maddesi uyarınca 6 ay 30 gün süre ile alkol, uyuşturucu ve benzeri maddeleri kullanmama tedbirine çevrilmesine dair (ANKARA) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/05/2008 tarihli ve 2007/641 esas, 2008/505 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26/10/2010 gün ve 2010/12472/66210 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2010 gün ve 2010/286904 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50/1-d maddesinde “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama süresinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlemesindeki özelliklere göre; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya, çevrilebilir.” hükmünün yer aldığı, sanığa tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırıma çevrilirken, kanun koyucunun amacına uygun, akla ve mantığa aykırı olmayan tarafları tatmin edici, denetime elverişli bir seçenek yaptırıma hükmedilmesi ve sanığa tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırıma çevrilirken, cezanın bir katından anlaşılması gerekenin cezanın kendisi olduğu gözetilmeden, cezasının 3 ay 15 gün yerine, yazılı şekilde fazla belirlenmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Yasanın 34/2. maddesinde; “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.”, 232/6. maddesinde; “Hüküm fıkrasında, kanun yollarına başvurma olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde emredici düzenlemeler bulunmaktadır. Gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin belirtilmesi zorunludur.
Ankara 7.Sulh Ceza Mahkemesinin incelemeye konu 15.05.2008 tarihli kararında, sanığın yokluğunda verilen hükmün, yasa yolu, süresi ve mercii gösterilmiş, başvuru şekli açıklanmamıştır. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün bu husustaki tespiti üzerine, eksikliğin giderilmesi için yeniden çıkarılan ve 23.06.2010 tarihinde tebliğ edilen bildirimde de yasa yoluna başvuru şekline yer verilmemiştir. Sanığın yasa yolu başvuru şekli konusunda bilgilendirilmesi ve yasa yoluna başvurması durumunda hukuksal sürecin tamamlanması gerekmektedir.
5271 Sayılı CMK’nun 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kurumu, kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına bozulması olanaksızdır. Yasa yolu başvuru şekli gösterilmeyen hükmün kesinleştiğinden sözedilemez.
Bu itibarla, sanığa, başvuracağı yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli usulüne uygun şekilde açıklanarak, gerekçeli karar yeniden tebliğ edilip, kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmesi sağlandıktan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün bulunmakla, Ankara 7.Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 15.05.2008 gün ve 2007/641, 2008/505 sayılı kesinleşmemiş karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 15.12.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.