Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2010/38825 E. 2012/43168 K. 09.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/38825
KARAR NO : 2012/43168
KARAR TARİHİ : 09.10.2012

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten Yaralama, Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanık … hakkında kasten yaralamaya kalkışma ve hakaret, sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;
Sanık … hakkında kasten yaralamaya kalkışma ve hakaret suçlarından hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizinin mümkün olmadığı bu nedenle sanığın yokluğunda verilerek tebliğ edilen gerekçeli kararda anılan hükümlerin kesin olduğunun belirtildiği, sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ise temyizi kabil olduğu ve sanığın yokluğunda verilerek tebliğ edilen gerekçeli kararda anılan hükme karşı başvurulacak yasa yolu, süresi ve merciinin açıkça belirtildiği halde sanıkların 13.07.2009 tarihinde tebliğ edilen hükme karşı, 1412 sayılı CMUK’ nın 310. maddesinde öngörülen bir haftalık temyiz süresi geçtikten sonra, 11.12.2009 tarihinde yaptıkları temyiz istemlerinin, aynı kanunun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Sanık …’ in hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi nedeniyle hükmün temyizi kabil olduğu halde kesin olduğu belirtilerek sanığın yanıltılması nedeniyle sanığın anılan hükme karşı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Sanığın adli sicil kaydına esas Beyoğlu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2005 gün, 643-1279 sayılı ilamı ile Bafra Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2005 gün, 766-642 sayılı erteli cezalara ilişkin olarak mahkemelerine ihbarda bulunulduğu ancak aynen infaz kararı verilmediği kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydına göre mükerrir olması nedeniyle, TCK’ nın 58/3. maddesi gereğince, seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilerek temel cezanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nun 58 ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Kanunun 108.maddelerine göre yalnızca hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkumiyet halinde mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanabileceği gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nun 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine hükmolunması,
2- Ek savunma hakkı verilmeden sanık hakkında TCK’ nın 125. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması suretiyle CMK’ nın 226. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA 09.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.