YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/40031
KARAR NO : 2012/42594
KARAR TARİHİ : 02.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret, Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazının incelenmesinde;
Hakaret suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından sanık müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanunun 317. maddesi uyarınca REDDİNE;
II- Yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazının incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanığın aşamalardaki savunmasında, çıkan tartışma esnasında katılanın kendisine “allah belanı versin” dediği için bardağa su doldurup katılanın yüzüne döktüğünü beyan ettiği gözetildiğinde katılanın eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nun 29.maddesine göre haksız tahrik oluşturup oluşturmadığı olanağının karar yerinde tartışılmaması,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11–250 esas, 2009/13 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dâhil edilmemesi gerektiği, olayda katılanın bir tazminat talebi bulunmadığı gibi, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen yaralama suçundan doğan herhangi bir maddi zararın da bulunmadığı ve adli sicil kaydına göre sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, “sanığın müştekinin zararlarını karşılamaması nedeniyle…” biçimindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.