YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26218
KARAR NO : 2013/6927
KARAR TARİHİ : 03.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevliye hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A- Sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının, sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere de yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının hükümlerin gerekçesine yönelik olmadığı ve beraat hükümlerini de temyizde hukuki yararı bulunmadığından sanıklar … ve İsmet Yılmazkart hakkında kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz isteğinin 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
B- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Ceza yasasında, hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece, öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanığa yüklenen suç kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu olup, hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK .nun 125/1 maddesinde hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırım, aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kamu görevlisine karşı hakaret suçundan, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırları arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2- Sanığın katılanlar … ve …’e karşı işlediği hakaret suçunda, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunun söz konusu olması nedeniyle sanığın 5237 sayılı TCK.nun 125/3-a, 125/4, 43/2, 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ayrı ayrı hüküm kurulması,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.06.2008 tarih ve 2008/2-149, 2008/163 sayılı ilamında da belirtildiği üzere koşullu bir düşme nedenini oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinde önce değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca 5271 sayılı CMK. nın 231. maddesinin 5.fıkrasının son cümlesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinden, hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine ilişkin düzenlemeye göre daha lehe olduğu gözetilmeden, 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinin 7. fıkrasına yanlış anlam verilerek; 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinin 6.fıkrası gereğince ‘Sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda bir kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilip giderilmediği’ hususlarının değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde verilen cezanın ertelendiğinden bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile O yer ve Üst Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 03/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.