Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2011/27737 E. 2013/14323 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/27737
KARAR NO : 2013/14323
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret
HÜKÜM : Sanık … İncige hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanıklar … ve …’un cezalandırılmalarına

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanık … İncige hakkında verilen karara yönelik O yer C.Savcısının temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında 5271 Sayılı CYY’nın 231.maddesi uyarınca verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.madde ve fıkrasına göre itiraz yasa yolu açık olup, yine aynı Kanununun 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda ya da merciin belirlenmesinde yanılma,başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından, O yer C. Savcısının temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için,dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
II- Sanıklar … ve … hakkında verilen kararlara yönelik O yer C.Savcısı ve sanıklar müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanık … hakkında TCK’nın 125/3-a maddesinde yer alan seçenek cezalardan temel ceza olarak hapis cezasının tercih edilmesinin nedeni kararda gösterilmemiş ise de sanığın ….Asliye Ceza Mahkemesi’nin 11.10.2006 tarih,866-538 sayılı ilamı nedeniyle mükerrir olmasından dolayı TCK’nın 58/3.maddesi uyarınca hapis cezasına hükmedilmesi zorunlu olduğundan yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedeni yapılmamış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
I- … E Tipi Ceza İnfaz Kurumunda 15.12.2008 tarihinde başka suçtan tutuklu olan sanık …’un 16.12.2008 tarihindeki duruşmaya katılmak istediğine dair dilekçe gönderdiğinin anlaşılması karşısında duruşmalara getirtilmeyerek ve yokluğunda hükümlülüğüne karar verilerek 5271 sayılı CYY’nın 196.maddesine aykırı davranılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

II- Müşteki polis memurlarının “olaya müdahale etmelerini engellemeye çalışan sanıkların kendilerine hakaret ettiklerini,kademeli olarak zor kullanmak suretiyle araca bindirdiklerini” iddia etmelerine karşın sanıkların “polis memurlarının, olay yerine gelir gelmez kendilerine vurduklarını, kendilerinin ise hakaret etmediklerini” savunmaları karşısında soruşturma sırasında olaya ilişkin bilgisi bulunduğu gerekçesiyle beyanı alınan …tanık olarak dinlenmek suretiyle sanıkların hukuki durumlarının ve haklarında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının buna göre değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
III- Kabule göre de;
1-Ceza yasasında,hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece,öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanık …’a yüklenen suç kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu olup, hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK’nın 125/1.maddesinde hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırım,aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kamu görevlisine karşı hakaret suçundan, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip,daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırları arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2-Sanıklar hakkında temel ceza belirlenirken TCK’nın 61.maddesinde sayılan “suçun işleniş biçimi,suçun işlenmesinde kullanılan araçlar,suçun işlendiği zaman ve yer,suç konusunun önem ve değeri,meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı,failin kastının ağırlığı,falin güttüğü amaç ve saiki gibi hususların” nazara alınması gerekirken sanıkların “daha önceden sabıkalı oluşları ve uslanmaz kişilikleri” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak alt sınırdan uzaklaşılarak yazılı şekilde cezalandırılmalarına karar verilmesi,
3-Sanıklara verilen ceza TCK’nın 43.maddesi uyarınca artırılırken 1 yıl 14 ay 7 gün yerine 1 yıl 12 ay ve sonuç olarak 1 yıl 1 ay 3 gün yerine 12 ay 3’er gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmek suretiyle eksik ceza tayini,
4-Sanıklara verilen cezadan haksız tahrik nedeniyle indirim yapılırken özel tahrik maddesi olan TCK’nın 129.maddesi yerine aynı Kanunun 29.maddesi ile uygulama yapılması,

5-Sanıklar müdafiinin lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin talebi TCK’nın 51.maddesinde düzenlenen cezanın ertelenmesine ilişkin hükümleri de kapsadığı halde bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6-Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5.fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenlerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin 7.fıkrası gereğince sanık … hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken infazı kısıtlar biçimde bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
7-5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet hakkından vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca sanıkların kendi alt soyları yönünden koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer C. Savcısı ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 03/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.