Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2011/38161 E. 2013/24196 K. 24.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/38161
KARAR NO : 2013/24196
KARAR TARİHİ : 24.10.2013

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK.nun 58/6. maddesi uyarınca sanığa hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi nedeniyle kasten yaralama suçundan kurulan hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nun 125/1-3a maddesinde hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü, aynı kanunun 50/2. maddesinde, hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedilmişse, bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı öngörülmektedir. Aynı yasanın 7.fıkrası uyarınca da hükümlük kararında bu durumun belirtilmesi gerekmektedir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 sayılı Kanunun 108. maddesinde ise, yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede adli para cezasının infazı konusunda her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinde adli para cezasının infazı düzenlenmiş olup, bu maddede mükerrirler hakkında hükmolunan “adli para cezasının” infazına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu durumda, 5237 sayılı TCK.nun 58, 5275 sayılı Kanunun 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği için, hükümlülük kararında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimlik serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilemeyeceği, sonucu ortaya çıkmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve ayrıca sanığın adli sicil kaydına konu olan Bafra Sulh Ceza Mahkemesinin 09.11.2006 tarih ve 462-468 sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK.nun 86/3, 62, ve 52. maddeleri uyarınca doğrudan tayin olunan 500,00 TL. adli para cezasının miktarı itibariyle 21.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanun ile değişik 1412 sayılı CMUK’nun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve aynı Kanunun 305/son maddesi gereğince tekerrüre esas olamayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
“5237 sayılı TCK.nun 58/6. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve aynı kanunun 58/7. maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ilişkin bölümün hükümden çıkartılmasına, karar verilmek suretiyle;
Sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.