YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/826
KARAR NO : 2012/44189
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
Tebliğname No : 2 – 2009/129743
MAHKEMESİ : Trabzon 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 04/12/2008
NUMARASI : 2008/184 (E) ve 2008/623 (K)
SUÇ : Hakaret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CYY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla;
a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu,
b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi,
d)Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir.
Ayrıca 5271 sayılı CYY.nın 232/4. maddesi uyarınca hükmün esasını oluşturan hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvurma olanağı varsa süresi, şekli ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7 (5271 sayılı CYY.nın 289/1-e) maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CYY.nın 34, 230, 232 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7. maddeleri gözetilmeden ve bu ilkelere uyulmadan, yalnızca maddi olay anlatılıp, (aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur) denilerek, gerekçeden yoksun biçimde ve yasa yoluna başvuru süresi ile şekli açıkça gösterilmeden hüküm kurulması,
2-Dava konusu olayın tek tanığı olan ve soruşturma aşamasında dinlenen tanık Ş.. A..’ın beyanında, “Taraflar birbirlerine şu anda hatırlayamadığım hakaretlerde bulundu” demesi karşısında, zabıta görevlilerinin, yeterince araştırma yapmaksızın zorla getirme emrini yerine getirmedikleri tanığın yeniden zorla getirilmesine karar verilmesi, tanığa, müşteki ve sanıkların birbirlerine hakaret edip etmedikleri ve hangi sanığın müştekiye hakaret ettiği sorularak, sanık Hasan’ın, aşamalarda değişmeyen beyanında, kendisinin hakaret etmediği, eşi olan sanık Hatice’nin, müştekinin hakaretlerini iade ettiği yönünde beyanda bulunması karşısında, sanık Hasan’ın hakaret edip etmediğinin kesin olarak tespitiyle, sanık Hasan’ın hakaret etmediğinin tespiti halinde beraatine, hakaret ettiğinin belirlenmesi halinde ise sanıklar Hasan ve Hatice hakkında 5237 sayılı TCK’nun 129/3 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, eksik soruşturma ve salt müşteki beyanına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 18/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.