YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11516
KARAR NO : 2012/48219
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçları nedeniyle 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar aynı kanunun 231/12. maddesi gereğince itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, o yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin dilekçelerinin gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık … hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA
2-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne gelince;
O yer Cumhuriyet Savcısının, sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesinin uygulanmasına yönelik sanık aleyhine temyizinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a- 5237 Sayılı TCK’nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı” nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, somut olayda uygulama koşulları da oluşmadığı halde aynı Yasanın 145. maddesiyle cezadan indirim yapılması,
b-Sanığın 30.06.2009 tarihli duruşmada, “mağdurun zararını en kısa zamanda ödeyeceğini” belirtmesi, aynı oturumda hazır bulunan mağdurun, “herhangi bir maddi talebim ve karşılanmasını istediğim bir zararım yoktur” şeklinde beyanda bulunduğunun ve sanığın da bu açıklamaya karşı olumsuz bir irade göstermediğinin anlaşılmış olması karşısında; bu aşamadan sonra sanığın çaldığı parayı iade etme ve etkin pişmanlıkta bulunma imkanının kalmadığı ve bu nedenle hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168/3-2. cümlesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş o yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.