Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2012/17590 E. 2013/29615 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17590
KARAR NO : 2013/29615
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret, Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin incelenmesinde;
11/02/2008 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen yasal bir aylık süreden sonra 17/03/2008 tarihinde temyiz eden O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin aynı kanunun 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Ceza Kanununda, hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece, öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanığa yüklenen suç kasten basit yaralama ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçları olup, kasten basit yaralama suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK.nun 86/2. maddesinde hapis ve adli para cezaları seçenekli olarak öngörüldüğünden, hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK.nun 125/1. maddesinde, hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırım, aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kasten yaralama ve kamu görevlisine karşı hakaret suçlarından, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, yalnızca
T.C.
YARGITAY
2. Ceza Dairesi

TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
hapis cezasının alt ve üst sınırları arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2- Suç için, kanunda, kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı ceza (hapis cezası) ve para cezası seçenekli olarak öngörülmüş olup da, mahkemece özgürlüğü bağlayıcı cezaya (hapis cezasına) hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez (5237 sayılı TCK. m. 50/2). Bu durumda, kanunda yalnızca adli para cezasına çevrilemeyeceği belirtildiği için, tedbirlere çevrilebilir.
5237 sayılı TCK.nun 86/2 maddesindeki suç tanımında, hapis cezası ile adli para cezası seçenekli olarak öngörülmüştür. Mahkemece hapis cezasına hükmedilmesine karşın, bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi suretiyle aynı Kanunun 50/2. maddesine aykırı davranılması,
3- Daha önce hapis cezasına mahkum edilmeyen ve suç tarihinde altmış beş yaşını bitirmiş bulunan sanık hakkında hakaret suçundan hükmolunan kısa süreli 11 ay 20 günlük hapis cezasının, 5237 Sayılı TCK.nın 50/3. maddesine göre, aynı maddenin 1. fıkrasında yer alan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 esas ve 2009/13 karar sayılı kararında belirtildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararın esas alınması, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda katılanların tazminat istemi bulunmadığı gibi dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen hakaret ve kasten yaralama suçlarından doğan ve hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği herhangi bir maddi zararının bulunmadığı; kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında 5271 Sayılı CMK.nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” ve 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 6. fıkrasına 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi ile eklenen “sanığın kabulü” koşullarının oluşup oluşmadığı gözetilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken “katılan sanık …’in Katılan …
T.C.
YARGITAY
2. Ceza Dairesi

TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
Tırlak ve katılan sanık …’in suçtan meydana gelen zararlarını karşılamadığı bütün dosya kapsamından anlaşıldığı ve bu nedenle CMK 231/6-c maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulunun oluşmaması nedeniyle” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 11/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.