YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18174
KARAR NO : 2012/48342
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
Tebliğname No : 6 – 2012/53589
MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/06/2011
NUMARASI : 2004/172 (E) ve 2011/623 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21.maddesi uyarınca, kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ise tebligat evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine imza mukabilinde teslim edilip muhatabın kapısına ihbarname yapıştırılması, durumun muhatabın komşusuna bildirilmesi, Tebligat Tüzüğü’nün 28. ve 30.maddeleri uyarınca ise,tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini, bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırılarak beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi azasından birine veyahut zabıta amir, veya memuruna imza karşılıgında teslim etmesi, tüzüğe ekli 2 numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi, gösterilen adresteki kapıya yapıştırması ve durumu, muhataba duyurmasını mümkünse en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerektiği halde, hükümlü A.. G..’a 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21.maddesi uyarınca yapılan gerekçeli karar tebliği açıklanan şekilde yapılmadığından usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla hükümlünün kararı öğrendiği tarihin temyiz tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve sanık A.. G..’ın da temyiz isteminin süresinde yapıldığı belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanık A.. G..’ın bütün aşamalarda yükletilen suçları işlemediğini savunması, diğer sanıkların adı geçen sanığın suçlara katıldığına ilişkin beyanlarının bulunmaması karşısında sanık A.. G..’ın yükletilen suçlara doğrudan katıldığına ilişkin kanıtların neler olduğu karar yerinde açıklanıp gösterilmeden ve dosya içeriğine göre ise sanığın diğer sanıkları evinde barındırdığı süre içerisinde diğer sanıkların yükletilen suçları işlediklerinin anlaşılması karşısında sanık A.. G.. hakkında TCK’nın 39. maddesinin uygulama olanağı kararda tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCY.nın 142/1-b.maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların müştekilere ait işyerlerinin sağlam ve muhkem olduğu belirlenen kapı kilitlerini kırarak suça konu eşyaları almak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 5237 sayılı TCY.nın 142/1-b maddesine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116. maddesine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve 151/1.maddesine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu ve işyeri dokunulmazlığını bozma ile mala zarar verme suçları yönünden CYY.nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip, sonucuna göre, 765 sayılı TCY’nın ve 5237 sayılı TCY.nın uyarınca verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilerek, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
3- Sanık A.. D..’in “Yeşiltepe mahallesindeki işyerine 06:45’te ve Arapsuyu tarafındaki işyerine ise 07:00’de girdiğine” ilişkin savunması dışında sanıkların atılı suçu hangi zaman dilimi içerisinde işlediklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğu kararda tartışılarak suç saatinin kesin olarak belirlenmesi, belirlemek mümkün değilse şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca eylemlerin gündüz gerçekleştirildiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeyerek karşılaştırma yapılırken eylemin gece işlendiğinin kabul edilmesi,
4- Yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında müştekiler A.. K.., B.. H.. ve Celalettin Aydın’dan çalınan eşyaların değerinin sırasıyla 2.793 TL., 2.200 TL ve 888.5 TL olduğunun,müşteki A.. T..’un işyerinden çalınan eşyaların değerinin ise belirlenmediği anlaşıldığından, müşteki A.. T..’tan çalınan eşyaların değeri de belirlenerek ve suç tarihleri itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşullarına göre 2.793 ve 2.200 TL’nin pek aşırı, 888,5 TL’nin ise normal değerde olduğu gözetilerek 765 sayılı TCK’nın 522.maddesinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken karşılaştırma yapılırken suça konu eşyaların değerlerinin 150 ve 250 TL ve bu değerlerinde normal olduğu kabul edilmesi,
5- Soruşturma evresinde çalınan eşyalardan bir kısmı sanıkların yer göstermesi sonucu bulunarak müştekilere teslim edildiğinden müştekilerden sanıklar hakkında TCK’nın 168/1-4.maddesinin uygulanmasına muvafakatları olup olmadığı sorularak sanıklar hakkında TCK’nın 168/1-4.maddesinin uygulama olanağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar A.. D.. ve M.. S.. müdafii ile sanık T.. Y.. vasisi ve hükümlü A.. G..’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, hükümlü A.. G.. hakkındaki ilamın kesinleşmediğinin anlaşılması nedeniyle, infazın durdurulmasına, hükümlü A.. G..’ın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına bilgi edinilmesi amacıyla tahliye kararının bir örneğininde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 17/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.