YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/24466
KARAR NO : 2012/45523
KARAR TARİHİ : 08.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
HÜKÜM : Sanıkların mahkumiyetine, sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nun 191/2. madde uyarınca 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yokluğunda 29.11.2011 tarihinde verilen kararın sanık …’ye 27.02.2012 tarihinde cezaevinde tebliğ edilmesi üzerine, sanık tarafından 05.03.2012 tarihinde temyiz edildiği, mahkemece 31.03.2011 tarihinde kabul edilen 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca 40 lira harç yatırılarak makbuzun mahkemeye gönderilmesi gerektiği, süresi içerisinde harç yatırılıp makbuzu mahkemeye gönderildiğinde dosyanın temyize gönderileceği aksi halde, temyiz isteminden vazgeçmiş sayılarak temyiz talebinin reddine karar verileceğini, belirtir ihtarname düzenlenerek 05.03.2012 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 06.03.2012 tarihli başvurusunda temyiz harcını yatıracak parası olmadığını ve dosyayı temyize göndermek istediğini belirttiği belirlenmekle;
14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. maddesi uyarınca Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 lira harç alınması hükme bağlanmış ve anılan yasa maddesi Anayasa Mahkemesinin 20.10.2011 tarih ve 2011/54-142 sayılı kararı ile iptal edilerek, iptal hükmünün kararın resmi gazetede yayımlandığı 28.12.2011 tarihinden başlayarak altı ay sonra (29.06.2012) tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün gerekçesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında değerlendirdiği, mahkemeye erişim hakkının engellenmemesi bağlamında belirlediği kriterlerden birisi olan, “ödeme gücü olmayanlar bakımından etkili adli yardım sisteminin olması” koşulunun ülkemizde yeterince bulunmamasına dayandırdığı gözetildiğinde, anılan hususun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesi beklenmeksizin temel haklarla ilgili Uluslararası Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak iç hukukta uygulanması gerektiği belirlenerek yapılan incelemede;
1- Sanık … hakkında uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK.nun 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin karar, sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen son cümleye göre, durma kararı niteliğinde olup itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2- Sanıklar … ve … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelemesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3- Sanıklar … ve … hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık …’in adli sicil kaydında geçen, Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2009 tarih 299-380 sayılı mahkumiyetine ilişkin karar örneği getirtilip hakkında 5327 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulama olanağının tartışılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Yakınan …’ın 21.00 sıralarında alarmı çalıştırarak işyerini kapattığını ve sabah 06.00 sularında polisin araması üzerine işyerinden hırsızlık yapıldığını öğrendiğini belirtmesi, tanık …’nın soruşturma aşamasında, sabah saat 05.30 da yakınanın işyerindeki alarmın çaldığını, kovuşturma aşamasında ise saat 05.00 da alarmın çaldığını beyan etmesi, 19.06.2010 tarihli ihbar tutanağında ise saat 05.15 sıralarında tanık Serkan’ın 155 polis imdat’ı arayarak şikayetçinin işyerinin alarmının çaldığını ve sanıkların kaçtığı aracın plakasını söylediğinin belirtilmesi, yine mobese kameralarının kayıtlarına göre, sanıkların kullandığı aracın ilçeye 05.02 de giriş yaptığının saptanması ve uyap kayıtlarına göre, yaz saati uygulaması da dikkate alınarak suç tarihinde güneşin 05.31’de doğduğunun ve suçun gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin anlaşılması karşısında, suçun 5237 sayılı TCK.nun 6/e maddesinde tanımlanan gece sayılan zaman diliminde işlendiğine ilişkin kanıtlar karar yerinde gösterilip tartışılmadan hırsızlık suçunda anılan Yasanın 143. maddesi uyarınca artırım yapılması, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan hüküm kurulurken ise, aynı Yasanın 116. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması suretiyle fazla cezalara hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 08.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.